Biyopsi sonucumda kanser öncüsü lezyonum olduğunu öğrendim. Şu an, bırakmak adına (umuyorum ki) son sigaramı içiyorum.
Bunca sevgili-sevgisiz arzu içinde böylesi bir çabaya düşmek gülünç geliyor bir yandan. Sağlık adına kaygı yapmanın yerini suçluluk ve utanç alıyor. Zihnimdeki mahkemeyi yıkacak deprem hiç gelmiyor. Tüm sanık sandalyelerini ve yargıç koltuğunu alevler içinde bırakacak yangın bir türlü başlamıyor. Bu kibriti ben çakmam. Yeniden ve yeniden mahkûmum.
İnsan kendine acıma ile suçlama arasında hep böyle yalpalayacak mı diye soruyorum, tek bir ses yok. Bir orta'lık hâli şimdi en çok aranan, bitimsizce özlenen nesne hâline geliyor. Fakat, hiç sahip oldum mu buna, bu da bir başka çatal. Yabancılaşmanın en sivri yerinde böylesine buğulu görünüyor her şey. Şimdiki zamanın geçmiş karşısındaki çaresizliği beni gözyaşları içinde bırakıyor. Ellerimiz nasıl da yorgun her şey için. Fakat bu boynu bükük, pek eski bir bahaneden başka nedir?
Kendime hiç çiçeklerle gelmedim.
Bu şarkı çalıyor arkada.
open.spotify.com/track/4L2zgSnFu...
okumak budur
yani yağmur bekleyen toprağın durmaksızın kuruması
sana çok şeyler anlatmak istemem
kendi sesime kavuşasım vardı
senaryo gereği doğdum
çocuklarım oldu her an ölebilirler
bel bağladım kimyaya
kendimi siyah elbiseler içinde buldum
hiç durmadan bir kızıla bakarken
durdum, binlerce sene kendime ki ağlarım
anam babam diyorum her an ölebilirler