Biraz yaşayacaktım,
Biraz gülecektim,
Biraz daha iyi olacaktım.
Sonra herkes gibi bırakıp
Gidecektim bu dünyayı.
Neden bu kadar derin
Yaralar açıldı ki ruhumda.
Neden bu kadar kırgınlık
Birikti kalbimde..?
İnsanı büyüten yaşı değil yaşadıklarıdır. Unutma yaşadığın kadar olgunlaşırsın. Sabah uyandığımda bir saç görmüştüm bembeyazdı kafamda. Kim bilir hangi anılarımdan hangi keşkelerimden yadigârdı bana. Olsun bu da yaşama dairdi bu da yaşamaya dairdi. Ve yaşadığım bu hayat yaşamın ta kendisiydi çünkü yaşın kadar yaşıyor ve buna yaşam diyorduk...
Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.
Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutta gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.
Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.
İleri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine
Şu kara toprağa girenlerindir.
Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan
Can verme sırrına erenlerindir.
Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusundan görenlerindir.
Orhan Şaik Gökyay