ayseakkan

ayseakkan
Okul öncesi öğretmeni /
Tarih öğrenmek
Tarih Öğrenmek Klasiklerin dönemin tarihini yansıtması da önemli bir noktadır. Bu yönden bakıldığında bu eserler tarihçilik açısından oldukça değerlidir. Örneğin Spinoza'nın Tractatus Theologico-Politicus eseri sadece bir felsefe ya da din metni olması açısından kıymetli değildir. Peygamberliğin İspatı eserimizde anlattığımız ikincil delil yorum metodu ile bu eserden pek çok güvenilir tarihi veri çıkarılabilir. Örneğin bu eser 1670 Hollanda'sının fikri dünyası, din tartışmaları, dönemin iç siyaseti, Yahudi toplumlarının özellikleri gibi pek çok konuya dair direkt veri kaynağıdır.
ayseakkan isimli okura yanıt verildi
ayseakkan
Tarihin felsefe ve din ilimlerinden ayrılmasının sebebi verilerinin siyasetle ilgili olduğunda gizli, gündelik hayatla ilgili olduğunda yazılı olmamasıdır. Bir tarihçi için vergi defterleri, divan kararları, hukuk metinleri, gazete manşetleri, seramik vazolar ve daha pek çok şey direkt veri kaynağıdır. Oysa bu verilere klasiklerden ulaşılamaz. Bu anlamı ile tarih, klasikle yetinilebilecek bir saha değildir. İkincil kaynaklar fazlaca kıymetli olmaya müsaittir. İşin aslı çoğu zaman da kıymetlidir. Zira tarih, direkt veri kaynakları dağınık olan bir sahadır. Felsefe ve din ilimleri ise çoğu zaman böyle değildir. Yani klasik kitaplar bu branşların hepsinde oldukça önemlidir an- cak yeterlilik miktarı branşlara göre farklılık gösterir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tarih öğrenmek
Tarih Öğrenmek Klasiklerin dönemin tarihini yansıtması da önemli bir noktadır. Bu yönden bakıldığında bu eserler tarihçilik açısından oldukça değerlidir. Örneğin Spinoza'nın Tractatus Theologico-Politicus eseri sadece bir felsefe ya da din metni olması açısından kıymetli değildir. Peygamberliğin İspatı eserimizde anlattığımız ikincil delil yorum metodu ile bu eserden pek çok güvenilir tarihi veri çıkarılabilir. Örneğin bu eser 1670 Hollanda'sının fikri dünyası, din tartışmaları, dönemin iç siyaseti, Yahudi toplumlarının özellikleri gibi pek çok konuya dair direkt veri kaynağıdır.
ayseakkan
Okuyucunun maksadı sadece felsefe ya da dini tartışma okumak olsa dahi ister istemez olabilecek en sağlıklı biçimde tarih de öğrenmektedir. Okuyucunun maksadı sadece felsefe ya da dini tartışma okumak olsa dahi ister istemez olabilecek en sağlıklı biçimde tarih de öğrenmektedir.
Dinen bakalım. Namaz vakitleri konusunda aşırı hassas, namazla- rında ve Efendimiz anıldığında gözleri yaşaran, samimiyetle dua eden bir anne ile bu özellikleri haiz olmayan fakat dinden laf açıldığı zaman konuşmak için fırsat kollayan bir anne aynı mıdır? Değildir. Bunların verdikleri eğitim de aynı olmaz. İlki gibi bir anneye sahip olan bir ço- cuğun ben İslam düşmanı olabildiğine hiç denk gelmedim. Gerçekten dindar bir anneye sahip olan ve annesini çok seven bir çocuğun kafasının karıştığına ve ateist olduğuna çok denk geldim. Ama bu çocukla- rın Allah'a küfür etmek, Muhammed aleyhisselam ile dalga geçmeye çalışmak gibi hareketlere tevessül ettiğine hiç rastlamadım. İnsanların anne-babalarına olan sevgileri, onların değerlerine saygı duymasını sağlar. Bundan daha iyi eğitim mi olur? Oysa şedit İslam ve Müslüman düşmanları içerisinde anne babasına olan nefretini onların dinine ku- sarak gösteren çoktur. İş yine "Siz iyi insan, iyi bir Müslüman olun; çocuğunuza verebile- ceğiniz en güzel eğitim budur." demeye dönmüyor mu? Entelektüel/teorik açıdan bakalım. Büyük kitaplığın olduğu bir evde büyüyen, kitap okumayı keyifli bir iş olarak addetmeyi belki 1 yaşında gören, ev içi kullanılan kelime zenginliği normal bir ailenin on katı olan birisi ile bunun zıddı bir olabilir mi?
ayseakkan
İlki bu ev içerisinde hiçbir şey okumasa dahi en azından tanıştığı kelime sayısı dahi onun entelektüel donanımını etkileyecektir. Zira kitap okunan bir evde gündelik dilden daha zengin bir kelime dağarcığı kullanılır ve çocuk bunu istemese de öğrenir. Bu onun akranlarına nazaran öne geçmesi anlamına gelir. Kendisini geliştirmeyen ebeveyn doğru yönlendirme yapmak istese dahi buna ufku yetmeyecektir. Za- ten çocuğuna kitap oku dese dahi kendisi okumuyordur. Çocuk kitap okumanın zevkli bir şey olduğunu evde hiç tatmamıştır. Zevkli olan televizyon izlemek, dizi takip etmek ya da kahveye gitmektir. Böyle bir çocuk ile "Off harika, şu kitap basılmış!" diye eve sevinçle gelen bir ba- bayla büyüyen çocuğun kazandığı kitap okuma sevgisi aynı olabilir mi?
Müşahede, susmayı gerektirir. Az önce koşmak ve durmaktan bah- setmiştik. Kişisel diyaloglarda müşahede ve tefekkür, susanın yaptığı iştir. Konuşurken müşahede edemezsin. Genellikle çok ve boş konuşan insanların müşahedesinin zayıf, karakter ve olay tahlillerinin sığ olma- sının önemli sebeplerinden birisi budur. Aslında olan şudur: Böylesi ki- şiler çok konuştukça, tefekkürleri azalır ve konuşma içerikleri zayıflar. Boş konuştukları için de az dinlenirler. Az dinlendikçe daha çok ko- nuşurlar. Bu böylece kendi kendini besleyen bir kısır döngüye dönüşür. Aslında boşboğazlık yapmayan insanlar bir konuyla ilgili konuştuklarında daha dikkatli dinlenirler. Eğer ağızlarından güzel cümle- ler de dökülürse gördükleri ilgi daha fazla artar. Az konuşan ve ko- nuştuğunda kıymetli şeyler söyleyen insanlar kanaatleri merak edilen ve görüşlerine başvurulan kişilerdir. Bir olay olduğunda onların konu hakkındaki yorumlarına ulaşılmak istenir. Onlardan yorum alabilen- ler bundan mutlu olur.
ayseakkan isimli okura yanıt verildi
ayseakkan
Eğer ona cevap verirseniz mimiklerinden sizi dinlemediğini, ilk kelimenizden itibaren kendi söyleyeceği şeye odaklandığını ve konuşma sırasının kendisine geçmesi için sabırsızlandığını hissedersiniz. Sorduğu soruya cevap alırkenki mimikleriyle kendini ele veren kişilere "Şu anda beni dinlemediğini fark ediyorsun değil mi?'' derim. Bu tepki ona yapılabilecek en büyük iyiliktir. Zira şu bilgiyi ya da bu bakış açısını öğrenmesinden daha önemli olan şey dinlemeyi öğrenmesidir. Zira ilki öğrenmek, ikincisi ise öğrenmeyi öğrenmek ile ilişkilidir.
Müşahede, susmayı gerektirir. Az önce koşmak ve durmaktan bah- setmiştik. Kişisel diyaloglarda müşahede ve tefekkür, susanın yaptığı iştir. Konuşurken müşahede edemezsin. Genellikle çok ve boş konuşan insanların müşahedesinin zayıf, karakter ve olay tahlillerinin sığ olma- sının önemli sebeplerinden birisi budur. Aslında olan şudur: Böylesi ki- şiler çok konuştukça, tefekkürleri azalır ve konuşma içerikleri zayıflar. Boş konuştukları için de az dinlenirler. Az dinlendikçe daha çok ko- nuşurlar. Bu böylece kendi kendini besleyen bir kısır döngüye dönüşür. Aslında boşboğazlık yapmayan insanlar bir konuyla ilgili konuştuklarında daha dikkatli dinlenirler. Eğer ağızlarından güzel cümle- ler de dökülürse gördükleri ilgi daha fazla artar. Az konuşan ve ko- nuştuğunda kıymetli şeyler söyleyen insanlar kanaatleri merak edilen ve görüşlerine başvurulan kişilerdir. Bir olay olduğunda onların konu hakkındaki yorumlarına ulaşılmak istenir. Onlardan yorum alabilen- ler bundan mutlu olur.
ayseakkan
İşin aslı dinlemeyi bilmeyene konuşmak da züldür. Ona herhangi bir şey öğretmek de imkansızdır. Zira bir insanın ilk olarak öğrenmesi gereken şey dinlemektir. Yaptığımız söyleşilerde bazen bu gibi kimselerle karşılaşırız. Sahne şöyledir; kişi, soru sormak için mikro- fonu alır ama aslında niyeti soru sormak değil konuşmaktır. Oysa on- dan başka kimse onun konuşmasını istemez. Uzun uzun kendi fikir- lerini anlattıktan sonra pek de soru sayılmayacak bir şeyler söyleyerek bitirir.