ASİ ÇAKILTAŞI I. PERDE
Genellikle yorumuma başlamadan önce ufak bir şekilde konusuna değinip daha sonrasında yorumuma geçerim ama bu kitabın arka kapak yazısının genel konunun kavranması açısından çok yeterli olduğunu düşünüyorum, bu yüzden eğer konu hakkında bilgi edinmek istiyorsanız arka kapağa göz atabilirsiniz.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki ilk defa "Binnur Şafak Nigiz"in bir eserini okudum. Yazar hakkında, gerek "booktok" gerekse "bookstagram" olarak adlandırdığımız sosyal mecralarda çokça şey duydum. "Binnur okurları" genel olarak ikiye ayrılıyor; nefret edenler ve gerçekten sevenler, sebebini şuan o kadar iyi anlıyorum ki. Bence bu tamamen yazarın kaleminden kaynaklanıyor. "Binnur" dili gerçekten "ağdalı" diyebileceğimiz yazarlardan. Kitapta birçok paragraf betimleme ve benzetmelerden geçilmiyor, bu durum da haliyle okurları betimleme sevenler ve sevmeyenler olarak ikiye bölünce böyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Ben bu okurlar arasında "betimleme okumayı sevenler hatta okumaya bayılanlar" kategorisine girdiğim için yazarın kalemini gerçekten çok beğendim ama şunu da söylemem gerekiyor göze batacak cinsten tekrarlar vardı. İlk sayfalarda olan "kademsiz gözler" benzetmesini ve daha nicelerini onlarca kez okudum, bu durum benim çokta takıldığım bir şey değil ama yine de belirtmem gerektiğini düşünüyorum.
Diğer bir sorun diyebileceğim kısım ise gerçekten bir çok wattpad klişesini içerisinde barındırıyor; asansörde kalmalar, fermuar indirmeler, haddini aşan tesadüfler..
Kitapta çok sevdiğim bir durum var; olaylar "Fethiye"de geçiyor, yazarlar genel olarak akla ilk gelen büyük şehirlerde yazar bütün karakterlerini, olaylarını. Fethiye'nin hiç dinmeyen yağmurunu ve farklı farklı mekanlarını okumak benim için çok zevkliydi. Keza karakterler de çok iyi