Gökmen Küçükali

Gökmen Küçükali
@gokmenkucukali
Zavallı erkek! Senin için bir kadına bağlı yaşamak, hayat yolculuğunu denizde geçirmekten farksızdır. Yılın beş, on gününde belki keyifli, fakat daima tetik, her zaman uyanık ve her an bir tehlikeyi göğüslemeye hazır bulunacaksın! Nihayet bir yalçın kaya da olsan onun yumuşak, fakat yıpratıcı çırpıntıları ile günlerce, aylarca ve yıllarca aşınacak, eriyecek ve günün birinde çöküp devrileceksin!
Sayfa 8 - İbrahim Alaaddin Gövsa, Söz Oyunları, Yedigün Neşriyat, 1938
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Madde ruhu öldürdüğü gibi yirminci asırda madeni kalem, nebatî ve hayvanî kalemleri ortadan kaldırdı. Dünyanın her tarafında şiirin ve edebiyatın düşmesinde bunun mutlaka tesiri vardır. Çelik ve kurşun kalemle kamıştan veya kuştan sinmiş ruha benzer bir içlilik bulunabilir mi? Eskiden kamışla yazıyorduk. Kalemlerimiz çelikleşeli yazılarımız sağlamlıklarını kaybetmiştir.
Sayfa 6 - İbrahim Alaaddin Gövsa, Söz Oyunları, Yedigün Neşriyat, 1938
"Fikir hayatı olanlar için kalem, eşyadan biri değil, âzadan biridir. Hem de parmaktan üstün ve başa yakın bir uzuv... Dil sözü kulaklara veriyor, kalem uzaklara.. Eskiden kalemin cennetten çıkma olduğuna inanırlardı. Ondan yaratıcılık sıfatının bulunması bu inanışı haklı göstermez mi? Yirminci asıra kadar onun tılsımlı ve mukaddes şeyler gibi itibar görmesi bundan olacak. Yerlere düşen bir kalemi öpüp başa koymak bizde de âdet değil miydi?"
Sayfa 5 - İbrahim Alaaddin Gövsa, Söz Oyunları, Yedigün Neşriyat, 1938
"Şopenhaver'e göre insanın kaderi üç şarta dayanır: şahsiyeti, malı, mevkii. Servet ve rütbe ârızîdir, kaybedilebilir. Şahsiyet ise ne hâriçten verilir ne de geri alınır, o bizimdir, bizim koparıp götürülmesi mümkün olmayan öz varlığımızdır. Başkalarının bilişinde bir değer taşımaktan, kendimizi ille onlara beğendirmektense yapayalnızken giyindiğimiz kimliğe önem verelim. Zira başkalarıyla alışverişimiz dâima sınırlı bir muameledir, mutlaka bir an gelir yalnız, kendi boyumuz bosumuzla tam yalnız kalırız. İşte hayatta asıl mühim olanı, bu yalnız kalanın kendi kendine ne derece yeterli olduğunu ispat edecek şahsiyetidir."
Sayfa 381 - Safiye Erol, “Moda ve Ahlak”, Makaleler, 5. Baskı, "haz." Halil Açıkgöz, Kubbealtı Yayınları,
Belkıs: "İnsan ne kadar mazlum olursa olsun, huzur ve sevgi her acıyı unutturuyor."
Sayfa 91 - Melek Annem ve Ben, İletişim Yayınları, İstanbul 2001