AŞKIN GÖLGESİNDE YAŞAMAK
“Kavuşmak ne kadar mutluluk veriyorsa, ayrılık da bir o kadar acı veriyordu.”
Deniz, Can, Canan, Ömür, Dilek, Müşerref, Apti bey, Ergun Kutay, Ayaz, Sinyor Petro, Miranda ve diğer karakterler ile zamanda yolculuk yaptık. Canan’ın aşkları, gençliğinde yaptığı mücadeleler, istediklerinin olmaması ve bazen başarısızlığa uğraması, ailesi için hayallerinden vazgeçmesi üzücüydü… Babasının katı kuralları ile hep yolunun kesilmesi kötüydü…Çocuklarımızı çok fazla etkimiz altına almamamız gerekiyor. Bazen başına bir hal gelecek diye çoğu faaliyete izin vermiyoruz. Anne ve babalar çocuklarını meslek ile ilgili konularda kısıtlamamalı çünkü hayat onların ve sevdiği meslekleri yapmasına izin vermeliyiz. Bizim istediğimiz değil, onların istediği önemli… Her şeye rağmen çalışma hayatında girdiği her işte büyük başarılar elde etmesi gurur vericiydi. Okul hayatında katıldığı şiir yarışması ile ilgili doğruları söylemediği için ilerleyen zamanda bunu telafi edip öğretmenine itiraf etmesi ile birlikte verdiği hediye ne güzeldi. Yaptığı bir hata ileride güzel işler çıkarmasına sebep oldu…Sayfa 41 de ilk sahne heyecanı hikayesinde ilk deneyimini Zeki Müren ile yapması ve diğer meşhur sanatçılar Erol Evgin, Ateş böcekleri, Ajda Pekkan ile iç içe olması ne büyük mutluluk. Birde iş yerlerinde hep ilk olan işleri yapması bambaşka bir güzellikti. Tek kelime ile *Efsane* diyorum. Okuma süresince onun yaşadığı zamanlardaki zorlukları birlikte yaşadık sanki. İş yerinde evrakların daktilo ile yazılmasını okuduğumda aklıma okul yıllarım geldi. (Derste on parmak daktilo yazacaksınız, hem de bakmadan dediğinde öğretmenimiz, yanıt olarak dediğimiz kelimeler, “Öğretmenim siz bizle alay mı ediyorsunuz. Şu anda tek parmak ile harflerin yerini zor buluyoruz, on parmak nasıl