Çünkü maneviyatın özü, insanı değiştirmek değil, insana kendini hatırlatmaktır. İnanç, dışarıdan dayatılan bir kalıp değil, içeriden yankılanan bir fark ediştir.
Derinlemesine ve içtenlikle yaşamaya, hayatımıza saygı duymaya ve değişim olasılığını inkâr etmeye mecburuz. Tek yolu bu diyoruz; ancak bir dairenin merkezinden kaç yarıçap çizilebiliyorsa o denli çok yol vardır.
Kaçınabildiğimiz kadarıyla imanlı yaşamamaya kararlı, tüm gün tetikte olan biz, geceleri gönülsüzce dualarımızı eder ve kendimizi belirsizliklere adarız.