Birçok şeyi örtbas ederek, bu kadar yasak şeyi insanlara serbest kıldığınız yetmedi mi artık? Yargıç olmaktan çok köle ve kıdemli günahkarlar haline getirdiğiniz papazların gücünü yerle bir ederek, kendilerini günah bağişlamak zorunda bırakarak sunduğunuz kolaylık ve güvenceyle, Tanrı'ya karşı hiçbir sevgi duymadan, hiçbir yaşam değişikliği göstermeden, yüz kere verilip tutulmayan sözlerden hiçbir pişmanlık yaşamadan, kabul etmek istemezlerse diyerek ve günaha yol açan koşullardan uzaklaşmadıkları hâlde, uygun bulmuyorlarsa diyerek bağışlattığınız insanlara, affedemediğiniz suçları işleme fırsatı vermeye devam etmek mi gerekiyor? Ancak hâlâ daha da ileri gidiyor, Hristiyanlık tutumunu sarsma konusunda elde ettiğiniz başıbozuk yetkiyi, Tanrı yasasını tamamen alaşağı etmek için kullanmaya kadar vardırıyorsunuz. Yasaları ve peygamberleri kapsayan büyük emre karşı geliyor, kalpteki din duygusuna saldırıyor, ondaki yaşam veren ruhu çekip alıyor, kurtuluş için Tanrı sevgisinin gerekli olmadığını söylüyorsunuz. Ayrıca, Tanrı'yı sevme konusundaki bu muafiyetin, İsa'nın dünyaya taşıdığı bir avantaj olduğunu ileri sürmeye kadar vardırıyorsunuz işi. Tepeden tırnağa dinsizlik bu. İsa'nın kanının bedeli bizim onu sevmekten muaf olmamızı sağlayacak öyle mi! Tanrı'nın insan olarak ortaya çıkmasından (enkarnasyon) önce Tanrı'yı sevmek zorunlulukmuş, fakat Tanrı o kadar sevmiş ki dünyayı, tek Oğlu'nu ona vermiş, böylelikle bedeli ödenmiş olan dünya onu sevmek zorunluluğundan kurtulacakmış! Zamanımızın tuhaf teolojisi! Aziz Pavlus'un, Efendimiz İsa'yı sevmeyenlere karşı koyduğu aforozu bile kaldırmaya cüret ediyorsunuz! Sevmeyenin yeri ölüm olacaktır diyen Aziz Jean'ın, hatta kendisini hiç sevmeyenin dinî buyruklara uymamış olacağını dile getiren Isa Mesih'in kendisinin söylediklerini