Kevser

Tövbe ve Tanrı sevgisi konusundaki cüretkâr görüşlerinizde de olduğu gibi bu kutsal yapının yasalarını hiçbir korku duymadan, çekinmeden ve ayrım gözetmeden altüst ediyorsunuz, çünkü biliyorsunuz ki burası, Tanrı'nın kendi adaletini gözle görülecek biçimde uyguladığı yer değil.
Sayfa 186·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mademki beni bu konuda konuşmaya zorluyorsunuz, Hristiyanlık hakikatleriyle ters düşen yanlış düşüncelerin aşağılanma ve nefreti hak ettiğini göz önünde bulundurmanızı rica ediyorum sizden, çünkü dinimizdeki bu hakikatler sevgi ve saygıya layık şeylerdir ve bunlarda iki şey vardır: Biri, onları sevilesi kılan kutsal bir güzellik, diğeri de kutsal kılan yüce bir varlık. Yanlış düşüncelerde de iki şey vardır: Biri, bunları iğrençleştiren dinsizlik, diğeri de gülünçleştiren densizlik.
Doğruyu söylemek gerekirse Sayın Pederler, dinle alay etmek ve saçma sapan görüşleriyle ona saygısızlık edenlerle alay etmek arasında epeyce fark var. Tanrı iradesinin ortaya koyduğu hakikatlere saygıda kusur etmek dinsizliktir; ancak insan iradesinin ortaya koyduğu ve bu hakikatlerle çelişen yalanları aşağılamaktan geri durmak da başka bir dinsizliktir.
Birçok şeyi örtbas ederek, bu kadar yasak şeyi insanlara serbest kıldığınız yetmedi mi artık? Yargıç olmaktan çok köle ve kıdemli günahkarlar haline getirdiğiniz papazların gücünü yerle bir ederek, kendilerini günah bağişlamak zorunda bırakarak sunduğunuz kolaylık ve güvenceyle, Tanrı'ya karşı hiçbir sevgi duymadan, hiçbir yaşam değişikliği göstermeden, yüz kere verilip tutulmayan sözlerden hiçbir pişmanlık yaşamadan, kabul etmek istemezlerse diyerek ve günaha yol açan koşullardan uzaklaşmadıkları hâlde, uygun bulmuyorlarsa diyerek bağışlattığınız insanlara, affedemediğiniz suçları işleme fırsatı vermeye devam etmek mi gerekiyor? Ancak hâlâ daha da ileri gidiyor, Hristiyanlık tutumunu sarsma konusunda elde ettiğiniz başıbozuk yetkiyi, Tanrı yasasını tamamen alaşağı etmek için kullanmaya kadar vardırıyorsunuz. Yasaları ve peygamberleri kapsayan büyük emre karşı geliyor, kalpteki din duygusuna saldırıyor, ondaki yaşam veren ruhu çekip alıyor, kurtuluş için Tanrı sevgisinin gerekli olmadığını söylüyorsunuz. Ayrıca, Tanrı'yı sevme konusundaki bu muafiyetin, İsa'nın dünyaya taşıdığı bir avantaj olduğunu ileri sürmeye kadar vardırıyorsunuz işi. Tepeden tırnağa dinsizlik bu. İsa'nın kanının bedeli bizim onu sevmekten muaf olmamızı sağlayacak öyle mi! Tanrı'nın insan olarak ortaya çıkmasından (enkarnasyon) önce Tanrı'yı sevmek zorunlulukmuş, fakat Tanrı o kadar sevmiş ki dünyayı, tek Oğlu'nu ona vermiş, böylelikle bedeli ödenmiş olan dünya onu sevmek zorunluluğundan kurtulacakmış! Zamanımızın tuhaf teolojisi! Aziz Pavlus'un, Efendimiz İsa'yı sevmeyenlere karşı koyduğu aforozu bile kaldırmaya cüret ediyorsunuz! Sevmeyenin yeri ölüm olacaktır diyen Aziz Jean'ın, hatta kendisini hiç sevmeyenin dinî buyruklara uymamış olacağını dile getiren Isa Mesih'in kendisinin söylediklerini
Sayfa 148·Kitabı okudu

Kevser

, bir kitap okudu
Puan vermedi·100 syf.·
2025 29. kitabı
Ahmet Murat
9/10 · 469 okunma