"Talihsiz adam ne acılar çekmiş yüreğin!
Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek başına, nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi? Ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını senin. Demirden bir yürek varmış göğsünde.
Haydi gel, otur üstüne şu iskemlenin, bırak uyusun bağrımızda acılar.
Ne yapalım yasımız çok büyükse,
ne çıkar yürek donduran iniltilerden!
Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu: Yaşayacak insanlar acı içinde.
Ama ölümsüzlerin hiçbir kaygısı yok. İki tane küp durur
Zeus'un eşiğinde, biri kötü, biri iyi bağışlarla dolu.
Zeus karıştırır bunları, sunar ölümlülere,
iyisinden de, kötüsünden de pay alır insanoğlu.
Ama yalnız kötü bağıştan pay alırsa bir adam, yoksul olur, hor görülür,
zorlu açlıkla sürünür tanrısal toprak üstünde, tanrılar, insanlar dönüp de bakmaz yüzüne."
"Acı çektirecekse ölümsüzlerden biri
şarap rengi denizin üstünde bana,
ne yapayım, o acıya da katlanacağım,
göğsümdeki yürek öylesine dayanıklı.
Neler çekmiş, nelere göğüs germişim
denizlerde, savaşlarda bundan önce.
Hazırım bundan sonra gelecek acılara da."
"Ne diye insanlar tanrılardan bilir bir çok şeyi!
Sanırlar bütün belalar bizden gelir,
oysa kaderin dışında acı yığar başlarına
kendi kendileri, kendi taşkınlıkları."