Kerim Aykan

Kerim Aykan
@golyadkin52
Odamda beni kitaplarım bekler, bu yegane tesellidir.
Bizim buralarda kadınlar ayıp/günah/yasak üçgeninde sıkıştırılmış vaziyettedir. Ama öyle görünüyordu ki, Müzeyyen bu üçgeni çoktan yırtmış, yerine bir şeytan üçgeni yaratmıştı.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Müzeyyen’deki tuhaflığın ne olduğunu sonunda anlamıştım.” Müzeyyen hiç flört etmiyordu. Gözlerini kaçırmıyor, heyecanlanmıyor, dili sürçmüyor, dudaklarını ısırmıyor, kendinden bahsetme konusunda en küçük bir heves göstermiyordu. Ya beni etkilemek gibi bir derdi yoktu, ya da beğenilmeye çok alışkındı…
Bir şeyin gerçekte öyle mi olduğu yoksa bana mı öyle geldiği konusu her zaman kafamı karıştırırdı. Gerçi sezilerim, bir süre sonra hayat tarafından doğrulanırdı. Ama her defasında ben, aradan geçen süre boyunca, "Doktor, acaba paranoyak mıyım?" başlıklı metinleri yazıp yazıp bozuyordum. Pek keyifli olmuyordu. Özellikle Müzeyyen'in gözlerinden başka biri bakmaya başladıktan sonra, doktorla iç muhabbetim artmıştı. Bir şeyleri hissediyor, ama reddediyordum. "Bana öyle geliyordu."
Böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu. Dünyanın bütün kızılderilileri yenilir, gün batarken sararır, kuşlar döner, Sadri Alışık'ın hergele dediği, onun filmi ağlardı. Ağladıkça ben de ağlardım. Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri'ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü vekil olarak kalışına, hep gidişi kadınları sevişine, bu gidişin bir mecburiyet gibi durmasına, Sadri'nin bu mecburiyetlerine, giden kişinin özgürlüğüne bakarak, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine.
bazen sadece bir ‘çıt’ sesi duyarsın. bu sesi duyduğun zaman da gitmen gerekir. bazen bir eşyadan gelir, bazen üçüncü bir şahıstan. çünkü; bazıları abajur alır evlerine, bazıları da portatif bir lamba taşır yanında. bazılarının koltuk takımı vardır, bazıları da otelde yaşar. bazen her şeyi birden istersin, bazen de her şeyi bırakıp siktir olup gitmek.”