Gönderi

Homeros hayatında hiçbir zaman William Shakespeare'i okuyamadı. William Shakespeare hayatında 1 tane bile Fyodor Dostoyevski cümlesiyle tanışamadı. Fyodor Dostoyevski hayatında 1 tane bile film izleyemedi. Biz ise bizden önce yazılan bütün kitapları okuma ve çekilen bütün filmleri izleme şansına sahibiz. Onlardan daha birikimli olmamız gerekmez mi?
Edebiyat
··1 alıntı·
306 Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bunun adı üretici toplumdan tüketici topluma geçmektir. Yerimize düşünürler, yerimize karar verirler, farkettirmeden sürü toplum yaratirlar.
Belki de bu insanlar bizim çağımızdaki insanlardan daha da iyi ve etkili bir şekilde kendi iç dünyasını keşfetme şansını elde etmiştir; başka fikirlere kapılmadan kendi seslerini dinleyebilmiş, kendi gözlemlerini daha etkili yapabilmişlerdir. Bu kadar kitap, film vb. eserlerin olması aynı zamanda çok seslilik değil midir? Çok seslilik her zaman olumlu mudur? Bu farklılar bütünü belki de bizi daha karmaşık düşüncelere ya da çıkmazlara götürüyordur. Ve bunlar düşüncede kolaya kaçmak, tembellik gibi durumlara düşmemizle birlikte üretkenliğin azalmasına sebep olabilir belki de.
Düşünmeye , hissetmeye , dolayısıyla üretmeye daha fazla zaman ve istek duyduklarından böylesine güzel eserler bırakarak gittiler. Oysa bizler abidik gubidik o kadar çok uyarana maruz kalmaktan , hayatın hayhuyuna takılıp ne kadın akıllı , ne adam akıllı düşünme zahmetine katlanamayan nesillerin bir parçası olarak akıntıya kapılıp gitmekteyiz.
Hepsine yetişmeye çalışmaktır belkide, bizi kendi içimize dönmekten alıkoyan.