Ayağını yorganına göre uzat
AGANIN biri, üzerine örttüğü yorganların küçüklüğünden şikayet edip duruyormuş. Yüklükte ne kadar yorgan varsa hanımına çıkarttırmış. Her birini tek
tek örtmüş, aneak sabah kalktığında:
"Bu da kısa geldi. Ayaeıkiarım buz kesti" demiş.
Sonunda civarda ne kadar yorganeı varsa hepsini
toplamış . Onlara, nasıl bir yorgan istediğini anlatmış.
Kim arzu ettiği yorganı yaparsa ona büyük mükafat
vaad etmiş. Yorgancılar gitmişler, haftalarca çalışmışlar
ve yaptıkları yorganları ağaya getirmişler. Ağa her yorganı denemiş, ancak hiçbiri istediği gibi olmamış,
"Şehirde yaşlı bir yorgancı var, bir de ona soralım"
demişler. Yaşlı yorgancıya gidip, olan biteni anlatmış
lar. Yorgancı:
"Siz şimdi gidin, ben yorganı tamam eder getiririm"
demiş .
Aradan üç-beş gün geçmemiş ki, yaşlı adam sırtın-
da orta boylu bir yorganla çıkagelmiş. Ağa, yorganı gö-
rünce:
"Dedem, bu senin yorganın küçüklüğü burdan belli" demiş .
Yorgancı:
"Sen hele şuracığa bir uzan, ben yorganı kendi ellerimle üzerine örteceğim" demiş.
Ağa yatmış, yorgancı da yorganı üzerine örtmüş,
Bakmışlar ağanın ayakları yorganın dışında kalmış .
Ağanın "bak gördün mü?" demesine fırsat kalma-
dan, yorgancı yanında getirdiği ince bir kızıkık dalı ile
ağanın ayaklarına vurarak şöyle demiş:
"Ağa da olsan, bey de olsan ayağını yorganına göre
uzatacaksın!"
•••
Bu deyim, "elindeki imkanların sınırını iyi biL. Bir iş
yapacağın zaman sınırı aşma" manasında kullanılır.
32
Az olsun temiz olsun
KARTALıN kulağına gitmiş ki, şu kara karga mille-
tinin ömrü çok uzun olurmuş. Merak etmiş, bir
karga bulup ona sormuş:
"Biz ki, şu kuşlar aleminin padişahlarıyızdır, ama
ömrümüz şuncacıktır. Sen nasıloluyor da böyle uzun
yaşayabiliyorsun? Elbet bir sırrı vardır bunun, anlat
bakalım!"
Karga:
"Aman, kartal efendi! Ne sırrı, ne efsunu, sebebi gayet açıktır."
"Anlat anlat!"
"Biz kargalar leş yeriz bilirsin. Leş dediğin öyle yerde yatar durur. Ne kaçar, ne debelenir. Çökeriz başına
kamımızı doyururuz. Oysa siz öyle misiniz? Gün boyu
bir tavuk, üç-beş bıldırcın kapmak için ne zahmetlere
girersiniz. Bazen de olur ki, avlanayım derken av olursunuz. Anlayacağınız , şu kara kargalar çok yaşıyorsa
işte sebebi budur."
İşin sırrını kapan karta!:
"Madem öyle haydi ben de leş yiyeyim. Bul bir tane
de göster sanatının inceliklerini" demiş .
Karga, kartalı peşine takıp bir-iki kanat çırpmış , az
sonra da bir derenin kıyısında uzanmış yatan, kocaman bir eşek leşi bulmuşlar.
Karga:
"Aman efendim aman!" demiş. "Nasibimize bak! "
Sonra da, eşeğin karnına konuvermiş . Gaga üstüne
gaga vuruyor kopardığı parçaları çiğnemeden yutuyor,
bir yandan da, eşek leşinin faziletlerini kartala sayıp
döküyormuş .
Kartal tünediği ağaç dalından kargayı izlemeyi bırakıp yanına süzülmüş . Ancak, leşin kokusu onu fena
çarpmış:
"Aman bu ne pis bir şeydir! Kara karga senin o ko-
ca bumun sızlamıyor mu bu kokudan?"
"Yooo .. "
Kartal kokuya tahammül edip bir iki lokma didiklediyse de, boğazından geçirememiş . Bakmış olmayacak:
"Aman! Böyle leş yiyerek çok yaşayacaksam kalsın.
Temiz temiz yer içerim, ama az yaşanm. Az olsun temiz olsun! " demiş .
•••
Bu deyim, "doğru şekilde kazanılmış 'az', yanlış
yollardan elde edilmiş 'çok'tan iyidir" manasında kullanılmıştır.
34
Enine boyuna konuşmak
TEBRİZ'Lİ Abbas Ağa adında bir adam varmış . Tüccarmış, kağıtçılık işi ile uğraşırmış. Kısa boylu, fakat gayet tombalak biriymiş .
Bir gün arkadaşlarıyla sohbet ederken, işin rengi
değişmiş, tartışmaya başlamışlar. İçlerinden biri:
"Abbas Ağa, sen çok konuştun . Boyun kadar laf etsene" demiş .
Abbas Ağa, bu söylenenlere çok kızmış ve şöyle cevap vermiş:
"Ben enime göre laf ederim!"
•••
Bu deyim, "bir meseleyi her yönüyle etraflıca, konuşmak" anlamında kullanılır.
67
Kim takar Yalova Kaymakamını
VAKTİYLE, Yalova henüz bir ilçe iken, genç, heves-
kar ve işgüzar bir kaymakam oraya tayin olunmuş .
Vilayette resmi bir işi çıkm ş, çağrılmış , İstanbul'a
gelmiş . Sirkeci'de kaldığı otelin altındaki kıraathanede
sabahleyin, bütün İstanbul gazetelerini gözden geçirmiş. Fakat kendisinin İstanbul'a geldiğini bildiren bir
habere rastlayamamış . Bu duyarsızlığa çok canı sıkıl
mış . Sonra kalkıp, yakındaki berber dükkanlarından
birisine traş olmağa girmiş.
Berber ile kaymakam. tıraş esnasında başlamışlar
dereden tepeden. havadan. sudan konuşmaya. Kaymakam bir aralık nabız yoklamak için berbere sormuş:
"Yahu hemşehrim. duydun mu Yalova Kaymakarnı
İstanbul'a gelmiş. her halde gazeteler yarın yazarlar.."
deyince berber dudak bükmüş:
"Beyim sen deli misin? Burası İstanbul. kim sallar.
kim takar Yalova Kaymakamı·nı .. ... demiş .
•••
Bu deyim. itibarı. kıymeti ve yetkisi olmayan birilerini tarif için kullanılır.
101