Oblomov içini çekti: - Ah! Bu hayat, dedi. - Nesi varmış bu hayatın? - İnsana rahat vermiyor. Başını derde sokuyor. Ne olur, şöyle bir yatıp uyuyabilsem... Hiç kalkmadan... - Yani ışıkları söndürüp karanlıkta oturmak istiyorsun! Güzel bir hayat doğrusu! Ah İlya, birazcık olsun kafanı yorup düşünemez misin? Hayat rüzgar gibi gelip geçiyor, sen yatıp uyumaktan söz ediyorsun. Sönmeyen bir alev olmalısın. Ah! Keşke iki, üç yüz yıl yaşayabilsem! İnsan o zaman neler yapmazdı. - Sen başka türlüsün, Andrey; kanatların var senin, yaşamıyor, uçuyorsun. Yeteneğin, ihtirasın var. Baksana, şişman değilsin. Arpacık çıkarmıyorsun. Ensen kaşınmıyor... Başka bir adamsın vesselam. - Haydi canım, saçmalama. İnsan kendi hayatını düzenlemek, tabiatını değiştirmek için yaratılmıştır. Sen karnını şişirip şişirip sonra da kabahati tabiatta buluyorsun. Senin de kanatların vardı ama çıkardın. - Hani nerede bu kanatlar? Elimden hiçbir iş gelmiyor ki. - Gelmesini istemiyorsun da ondan. Elinden hiçbir iş gelmeyen insan yoktur. İnan ki yoktur.
Sayfa 493 - XX. Basım, Şubat 2018·Kitabı okudu
Edebiyat
·
7 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.