Puan vermedi·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Ocak 2021 20:38 "Başka yazarların neden bazı sözcükleri italik yazdığını anlayamıyorum. Sanırım o sözcüğe dikkat çekip önem artırmak istiyorlar. Hâlbuki, benim yazdığım her sözcük zaten önemlidir"
Alıntıladığım cümlenin yazarı Miguel de Unamuno. Ve SİS'in yazarı bu cümle ile romanın bence en güzel özetini yapmış. Bunun üzerine yazılacak sözcükler fazlalık olacak ama yazmamak da benim için zor.
Roman, baş kahramanımız Augusto'nun şahsında yazarı Miguel de Unamuno'nun insanı, hayatı ve varoluşu sorgulaması üzerine kurgulanmış.
Okumaya başladığımda kendimi bir an Moliere'den tiyatro eseri okuyor gibi hissetim. Bunun iki sebebi vardı; birincisi kitapta hiçbir tasvirin, karakterler dahil yapılmamış olması, ki bu konunun bir tiyatro eseri gibi, diyaloglar içerisinde akmasına neden olmaktaydı, ikincisi ise özellikle ilk yarısında karakterler arasındaki diyalogların okurun yüzünde sürekli gülümseme efekti sağlamasıydı.
Ben diyalog diyorum ama Yazar buna farklı bakış açısı getiriyor ve diyor ki; " Aslında bütün edebi eserler bir kurgunun parçası, onları pek de ciddiye almayın, onlar yazarın zihninin oyunları, diyalog diye okuduklarınız da yazarın monologları." Bu ifade romanın ilk katmanından ikinci katmanına doğru yumuşak geçiş yapmamıza sebep oluyor. Aynı zamanda neden Moliere tadı aldığıma dair başka bir cevap da buluyorum. Miguel de Unamuno eserin ikinci yarısında roman kahramanı Augusto ile kendi monologunu, diyaloga dönüştürüyor ve kendi romanının yaratıcısı rolünden kahramanı rolüne geçerek, ölümsüzlük iksirini yudumluyor..:) Benzer bir şekilde "Hastalık Hastası"nda Moliere de, roman karakteri Argan'ı ; "O senin Moliere dediğin herif, edepsizin biri; yerin dibine batsın güldürüleri! " diye konuşturarak kendisini eserine dahil etmişti.
Çok uzun oldu oysa bunu hiç istememiştim.
Hayatı, kadın erkek ilişkilerini, varoluşu sorgulatan, gülümseten düşündüren ve güzel olduğu kadar akıcı, kolay okunan, özellikle betimleme sevmeyen okurlar için tam aradıkları bir kitap.
"Her arayan bulmaz ama bulanlar arayanlardır" denir. Zihnimizi ve algıladığımız evrenimizi çevreleyen, sarıp sarmalayan SİS içerisinde arayanların bulacağına dair güçlü bir his var içimde.