Martin Eden, Jack London'un yarı otobiyografik romanı... Kitabı kfenomeni ile hakkında bol bol konuşarak ve zevkle okuduk. London'un kalemini çok seven biri olarak her sayfasından ayrı keyif aldığımı ve elimden bırakmak istemediğimi söylemeliyim.
️ Roman, işçi sınıfından Martin Eden'ın burjuva Ruth ile tanışıp ona umutsuzca aşık olması ve aşkı uğruna eğitimsiz genç bir işçiden başarılı ve kültürlü bir yazara dönüşmesinin hikayesini anlatıyor. Martin hedefine ulaştığında ise, hayata bakış açısı tamamen değişmiş ve hem aşkı hem çevresi ile ilgili düşünceleri alt üst olmuş halde buluyor kendini.
️ Roman, Amerikan Rüyası'nı ve idealini anlatırken sınıf farklılıkları, dönemin algılarını da gözler önüne seriyor; zaman ve koşullar ne kadar değişse de temelde insanın hiç değişmediğini sık sık düşündüm.
️ Levent Cinemre' nin muhteşem çevirisi ve notlarıyla daha da zenginleşmiş Martin Eden'ı okurken yazarıyla ortak yanlarının ne kadar çok olduğunu ve kitabın yarı otobiyografik yönünü de keşfedip London'a bir kez daha hayran kaldım. Kesinlikle öneririm
Klasikler tokat atar gibi, zaman mekân değişiyor ama insanlar, yaptıkları asla değişmiyor, başrol aynı olunca döngü gde aynı ... Keyifli bir okumaydi 👌👍
İnsanın olduğu her şey temelde hep aynı, davranışlar, eğilimler... Zaman akıp gitmiş ama medeniyet sadece lafta kalmış gibi. Birlikte okumanın tadı bir başka oluyor😊