Hesap Defteri (Şubat 2021 Hikaye Etkinliği)
(#104029280 Etkinliği kapsamında ) Hesap Defteri ---------------- 18 Şubat 2029, Kayıt No: 1275. Bugün, diğer günlerin aksine sadece üç saat uyudu. Uykusuz görünmedi. Yatağında düzelmesine yardım ettikten sonra bardağındaki mineralce zenginleştirilmiş suyunu içirdim. Dudakları dışarıya dönüktü, ağzını kapattığında öpecek gibi görünmesini yine sempatik buldum. Yüzüme boş bakışlarla odaklandı. Bir günlük rutin olarak, kendimi tanıttım. Benden korkması da artık bir adet olmuştu. Uyardım, sizin yardımcınız, kulunuzum; hayır efendim, hayır, kesinlikle düşmanınız değilim. Bakışlarınızı sizi yüzüstü bırakanlara saklayın, diye fısıldadım. Eğer yakında bizzat yaratan ile görüşürseniz, mutlaka ona sunun, değerlendirsin ve gerekli iç yazışmalarını göndersin. Elime, daha tutulası bir iç yazışma kağıdını aldım. Sehpanın üzerinde tozuyla birlikte hala durduğu için, onun okumaya gücü yetmediğini anladım. Sizin için okuyayım efendim, dedim. Her sabah ona gönderilen haber raporlarından biriydi. Onu korkutmamak için önce gözden geçirdim. Milli iradeyi tehlikeye atan maddelerin üzerini çizdim, onlarla ilgilenmek zaten benim görevimdi artık. İncelemeyi bitirdiğimde kağıdı katladım ve ona uzattım. Elini bana doğru uzattı, sabah aşısı için kolunu sıyırmıştı. Kağıdı verdikten sonra hızlıca masaya yönelip onun çılgın ilacını şırıngaya çektim. Ben iğneyi koluna boğarcasına bastırırken o, gözünü kağıttan okuduğu son maddeye sabitlemişti. Madde, onun ebedi liderliğini yazan birkaç soğuk kelimeydi. Bana döndü ve belirsiz sesler çıkardı. Anlamadım, efendim. Biraz daha düzgün konuşmak için kendini yordu, kendisinin ebedi lider olup olmadığını sordu. Elbette sizsiniz, efendim. Bütün kanım, malım ve şerefim üzerine yemin ederim ki, sizsiniz... 19 Şubat 2029, Kayıt No: 1277. Bugün, diğer günlerin aksine sadece üç saat yirmi beş dakika uyudu. Uykusuz göründü. Dün akşamki kayıtta onun nasıl yorgun düştüğünü yazmıştım. Henüz kendine gelememişti. Dudakları dışarıya dönüktü. Dökülmüş saçları, çağlamakta zorlanan bir şelaleye benziyordu, ön tarafı zaten yıllardır açıktı. Yüzüme baktı, üç saniye sonra irkildi. Korkmayın efendim, ben kulunuz, size aşınızı yapacağım. Sizi yüzüstü bırakanlar gibi, sırtınızdan vurmayacağım, diye fısıldadım. Tecellisi henüz kendine gelememişti ama, kağıttaki yazıya göre dimdik ayakta idi, gözden geçirdim. Kolunu açtım, göz bebeklerini benim gözlerime doğru bastırdı. Şırıngayı uzattım, kolunu katlayıp bana verdi. Soğuk gözünü son maddeye odakladı, onun ebedi liderliğini şırıngaya çektim. Günlük rutin testleri yapılacak iken belirsiz sesler çıkardı. Anlıyorum elbette, efendim. Sizi anlamamak, mutlaka düşmanlıktan gelir. Kendisinin ebedi lider olup olmadığını sordu, son maddeyi okumuştu. Elbette sizsiniz, efendim, her zaman öyleydiniz. Bütün şerefim, kanım ve malım üzerine yemin ederim ki, sizsiniz... 20 Şubat 2029, Kayıt No: 1282. Bugün, gözlerine hiç uyku girmedi. Ölümlü göründü, ilk kez. Geçen haftaki gazeteler onun yakında öleceğini ima etmişti. Çok yaşayın demişlerdi, gazetelerimiz her zaman tersten okunmalıydı. Dört kayıtta da yazdığım gibi durum değişmedi, halen kendine gelememişti. Dudakları dışarıya dönecek kadar kırmızı değildi, morarmıştı. Yüzüme bakmaya çalıştı, üç saniye sonra irkildim. Korkma, dedi, ben senin çobanınım. Sözleri; çağlamakta zorlanan bir şelaleye benziyordu, cümleleri zaten yıllardır açıkta kalıyordu. Sizi daha önce vuranlar gibi, sırtüstü bırakıp gideceğim, diye fısıldadım. Haberlerde yazılana uygun şekilde, artık sadece yatarken dimdik durabiliyordu. Tecellisinin geldiğini söyledi. Günlük rutin zihin testlerini yaparken, elindeki kağıdı okumaktan vazgeçti. Kolunu bana doğru uzatamadı, ben de ona içinde hayat enerjisi olan şırıngasını uzatmadım. Elbette anlamıyorum, efendim, sizi anlamak mutlaka unutkanlıktan gelir. Kendisinin ebedi olarak unutulup unutulmayacağını sordu, son madde unutulmayacağını yazıyordu, o günkü gazetelerin manşetiydi. Manşet ben miyim, diye sordu. Elbette sizsiniz, efendim, zaten başka kim oldu ki. Her zaman böyleydiniz. Doyamadığınız bütün malınız, olmayan şerefiniz ve soğuk olmayı maharet zanneden kanınızın üzerine yemin ederim ki çok geçmeden siz de unutulacaksınız. --------- Vergi Manyağı MoizEfendi
Edebiyat
··
158 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kafkaesk bir üslup hissettim okurken, bunalımlı, bilinmez, kritik ve sarsıcı.. Kalemine sağlık Moiz, bir gün bu hikayelerini kitap olarak da okumak dileğiyle 🌸
inaktif
Gönderi Sahibi
* Kafka'nın sadece bir kitabını okudum 2-3 yıl önce Δες Τινα , edebiyat cahiliyim :) Teşekkür ettim * Konunun belirlendiğini gördüğümde tek seferde (30-40 dk) yazdım https://1000kitap.com/Hireath , seni engellemişim gibi hissetme lütfen :)
Elinize sağlık, güzel bir hikaye olmuş. Ama sanki gönderme çabası bir parça gölgelemiş öykü içinde yaptığınız güzel şeyleri. Aklım anlatıcı kimliğine kaydı bir ara bu nedenle. Zevkli olmuş ama:)
inaktif
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Belirli bir kişiye gönderme olarak yapmadım aslında, aklınızdaki gönderilen kişiye/kişilere benzer başka örneklere de uygun olduğunu düşünerek yazdım. Fakat böyle düşünmekte hakkınız da yok değil :)
Tasvirler gerçekten çok iyiydi. Konu gayet sağlam, sonu oldukça vurucu. ..Zevkle okudum. Kaleminize sağlık. :)
inaktif
Gönderi Sahibi
Yorumunuz beni mutlu etti, teşekkür ederim :)
Bu eleştiri yazarımızı yermek için değil bilakis onu geliştirmeye varsa eksik yönlerini belirtmeye yöneliktir. Ki eksiklik yoktur. Biz bir yazar ve okut olarak fikrimizi beyan ederiz ☺️ "Sözleri çağlamakta olan bir şelaleye benziyordu" demişsiniz. Çok güzel bir benzetme. Evet beğendiğimiz bir benzetmeyi on defa da kullanabiliriz ama bu tekrara düşmemize ve öykümüzün gücünün kırılmasına sebep olur. Uykunun zamana uyarlanması güzel (giderek azalması, psikolojik tahlil vs.) Kurgu güzel, final daha güzel. Kaleminiz daim olsun. Nice öyküleşmelerde buluşmak dileğiyle. ☺️
inaktif
Gönderi Sahibi
" Sözleri; çağlamakta zorlanan bir şelaleye benziyordu" ve bir önceki günkü "Dökülmüş saçları, çağlamakta zorlanan bir şelaleye benziyordu" benzetmelerini bilinçli olarak tekrarladım. Hatta bunun gibi başka benzetmelerin de 3 farklı gün için cümledeki sıraları değiştirilerek anlam farklılaşması yaratıldığını görebilirsiniz. Teşekkür ederim güzel yorum için :)