·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Şubat 2021 12:24 "Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz." Aziz Nesin böyle noktalar romanını. Ve ekler: "Ama gerçekten zübüklerden, kendi zübüklüğümüzden kurtulabilecek miyiz?" Bu sorunun ucunu açık bırakır yazar. Okuyucunun, toplumun temelinde çürümeye yüz tutmuş olan vicdan mahkemesinde yanıtı aramasını bekler.
Aziz Nesin'in iğneli dilini ve kara mizah anlayışını en üst doruklarda tattırdığı Zübük, Mum Hala adını verdiği günlüklerde de söz ettiği gibi Vatan gazetesinin, yazardan mizah romanı istemesiyle başlar. Romanın ilk adının Vilayetlik İstiyoruz olması dönemin iktidarı Demokrat Parti'nin seçimleri kazanabilmek için çeşitli vaatler ile ortaya çıkmasıydı. Bunlardan biri de ilçeleri vilayetlik yapmaktı.
Türlü sebeplerden ötürü romanını tamamlayamayan yazar, yeni tasarısı olan Zübükzade İbraam Bey tiplemesi ile tam adıyla Kağnı Gölgesindeki İt (Zübük) romanına başladı.
Zübükzade İbraam Bey'i tanırsınız. O hepimizden biri ve toplumun mihenk taşıdır.
"Son derece ahlaksız, şerefsiz ve kalleş biriydi. Maaşlı bir eleman iken aldığı rüşvetleri yastık altında biriktirdi. Foyası ortaya çıkmaya yüz tutunca, siyasetin dokunulmazlık zırhına bürünmek istedi. Önce belediye başkanı oldu. Yağcılık yapa yapa, rüşveti her yere bulaştıra bulaştıra yükseldi. Yağma, talan, soygun ve vurgun etiketi oldu. Yalanlarıyla insanları kandırdı, kamplara ayırdı. Namuslu insanları birer birer harcadı. Atatürkçü insanlara komplolar kurdu. Öylesine yüzsüz, öylesine utanmaz, öylesine alçaktı ki, yolsuzluklarını ortaya çıkaranlara hain, kendisini ise vatansever ilan etti."
Nasıl? Eminim ki artık kimlerden bahsettiğimiz ile ilgili kafanızda bir şeyler canlanmıştır.
Zübük, Aziz Nesin tarafından yazılan ve ilk yayınlanma tarihi 1961 olan dönemin en başarılı ve ses getiren siyasi eleştiri romanıdır. Yazar, Zübükzade İbraam Bey tiplemesi ile toplumun her döneminde karşılaşılan ve siyaseti kendi çıkarları etrafında kullanan politikacıları hicvetmiştir.
Romanın genel olay örgüsü, türlü dalavereler ve namussuzluklar ile yaşadığı kazadaki her vatandaşı dolandırmış olan Zübük'ün, yine de akıllanmayan ve ders çıkarmayan halkın onu kendi elleriyle önce belediye başkanı sonrasında da mebus yapmasına kadar uzanan süreci anlatır.
Tüm bunların arka planında yazar, ilçenin Almanca öğretmeni karakteriyle kasaba ve şehir aydınlarını da eleştirir ve halkın zaten her şeyi bildiği düşüncesi ile onları "cehaletin, kıtlığın ve yoksulluğun eline bıraktıklarından"* dert yanar.
"Halk hiçbir şey bilmiyor, hiçbir şey sezemiyor. Bilse, sezse, bunca yüzyıllardan beri aldatılır, kandırılır mıydı? Nasıl bir uyuşturucu yalan bu... Gerçekten bu halkın bilip öğrenmesini istememişiz. İsteseydik, önce halkımızı bütün acı gerçekleriyle tanır, ondan sonra ne yapmamız gerektiğini düşünürdük."
Romanın sonlarına doğru büyük bir ülkücülük ateşi ile gelmiş kaza öğretmeninin psikolojik çöküşünü ve tüm hayatı boyunca inandığı doğrulardan şüphe etmesini okuruz. Yurdun kalkınması ve halkın aydınlanmasının tek tek kişilerin özel teşebbüsleri ile olmayacağını ve böylesine çürümüş bir toplumda nice uğraşlar gösterilse de temiz kalınamayacağını anlamıştır.
Hepimiz bir zübüğüz aslında der, bizlerin içinde böyle zübüklükler olmasa, bizler de birer zübük olmasak aramızda böyle zübükler türemez ve böyleleri sevilip sayılıp büyük makam, mevkilere gelemezlerdi.
Tanıdın şimdi değil mi Zübükzade İbraam kim? Sensin güzel kardeşim, benim, biziz o. Temellerinden sallanan bir toplumun hala akıllanmayan, sesini çıkarmayan ve silik, sinmiş insanları... Evet biziz o!
Son olarak ilgililerinin 1980 yapımı ve başrolünde Kemal Sunal'ın oynadığı Zübük filmini izlemelerini şiddetle tavsiye ederim.
*Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban kitabından alıntı.