Ey çocuk yaz bu son vedamdır
Uzun zaman önceydi belki de ben daha tokat yememiştim hayattan
O kadar önce yani
Avuçlarımızda inancımızı taşır kalbimizde mayalardık
Özütünü içerdik hayatın ve aşkın
Sonra çok sular aktı buralardan
Tarlaları sular gönlümüze karanlık bastı
Umutsuz günler geçirdik çocuk uzun karanlık yaz geceleri
Su vardı içemezdik adeta kemiklerimizin arasında kum tanelerine dönüşürdü
Yakardı her bir zerresi otururdu boğaza bir öküz
Gelde bir de sen yak bu taraftan derken
Derken bir anda kabullendi kaderini şanssız bülbül
Ötmedi bir daha asla olduğu yerde put kesildi
Yıllarda onunla birlikte sessizce acıtmadan geçti
Geriye sadece bir hayalet kalmıştı anılarda gezinen
Bir de o fotoğraf gömleğinin cebinden hiç düşmeyen
Yaz çocuk
Yaşadı adam hayatı amansızca pişmanlıklarla
Ve şimdi ölmekte kendi kendini gömdüğü o boşlukta
Oysa herkes öldürür sevdiğini
Kulak verin bu dediklerime
Kimi bir bakışıyla yapar bunu
Kimi dalkavukça sözlerle
Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kılıç darbeleriyle
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimi yaşlı iken
Şehvetli ellerle boğar kimi
Kimi altından ellerle
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur
Kimi yeterince sevmez
Kimi fazla sever
Kimi satar
Kimi de satın alır
Kimi gözyaşı döker öldürürken
Kimi kılı kıpırdamadan
Çünkü herkes öldürür sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez
Tıp zamanla difteri, verem ve daha bir sürü hastalığı yok etti denebilir - ki bu çok güzel bir haber- ama insanlara endişeleri, suçluluk duyguları, içine düştükleri boşluk, amaçsızlıkları konusunda yardım edilmediği sürece hastalıklar yalnızca boyut değiştirmiş olacaklar.