Puan vermedi·446 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Şubat 2021 17:50 Paris'in kenar mahallerinde para karşılığında vücudunu satan Nana'nın hayatı bir tiyatroda sahneye çıkması ile değişir. Artık kalbur üstü tabir edilen aristokrat kesimin dikkatini çeken bir kadındır Nana. Özellikle erkeklerin. Saygın ünvanlara sahip, zengin erkeklerin onunla birlikte olmak istemelerini kullanarak para, lüks içinde yaşamaya başlayan Nana'nın ünü gittikçe artar. Onunla birlikte olmak, onunla yaşamak isteyen cebi dolu olan beyler, Nana'nın sadece kendisine ait olması için tüm servetlerini onun ayaklarının altına sermeye hazırdır ve öylede olur.
Tam olarak yazarın söylemi ile Nana kendisine kul, köle olan aristokların iliğini, kemiğini sömürür ve paraları bittiğinde onlara tekmeyi basar.
İşte bu çılgın kadının Paris 'te geçen hayatının anlatıldığı bir kitap Nana.
Tabi bu arada toplumda ki yozlaşmayı, ustaca kaleme almış Zola. Zaten kendi aralarında da yaşadıkları ilişkilerdeki, görünenin ardında ki ahlaksızlığı, para için, saçma sapan zevkleri için, hiç kimseyi umursamadan yaşayan bir kadının yerle bir edişi çok güzel anlatılmış romanda.
Şuraya kitapta en beğendiğim alıntıyı bırakıyorum :
"Kenar mahallerinin çöp yığınlarından uçan bir sinek, çürümüş topluma dejenere tohumunu aşılmış ve erkekleri, sadece üzerlerine konmakla zehirleyivermişti. Artık adalet de, hak da yerini bulmuştu. Böylece de Nana, içinden yetiştiği yoksulların, terkedilmişlerin intikamını almış bulunuyordu. Dişiliğini, yere serilen kurbanlarının arasında, bir savaş meydanını aydınlatan sabah güneşi gibi yükseliyordu. "
Kadının da herkes tarafından Birey olarak kabul edilip, hak ve özgürlüğüne saygı duyulduğu bir Dünya diliyorum
Sağlıcakla ve kitapla kalın.