Bu eserden önce Hay bin Yakzan okunursa daha keyifli olacaktır. Zira Daniel Defoe, adasal romanın ilk örneği olan bu eserden etkilenmiştir.
Babasının onca öğüdünü dinlemeyen genç Robinson denizlere açılır. Bir çok maceradan sonra bir kaza sonucu anakaradan uzakta bir adaya düşer. İşte burada hayatta kalma mücadelesini, kendisiyle hesaplaşmalarını onun yazdığı günlüklerden okuyoruz.
Robinson Cruose salt bir macera romanı değil elbette. Avrupa ve özellikle de İngiliz insanının sömürgecilik ruhunu yansıtıyor bir anlamda Robinson Cruose. Sonrasında bununla ilgili yapılmış olan çalışmaları da okuyunca kanaatimde haklı olduğumu anladım.
Anlatımından dolayı yer yer sıkıcı olsa da sonuna kadar yine de merakla okutturuyor kendini. Yazıldığı zamanın şartları düşünüldüğünde de elbette makûl karşılanmalı hoşa gitmeyen durumlar da.
Keyifli okumalar..