ENSESTİN KÖTÜ OLMASININ TEMELLENDİRİLMESİ MÜMKÜN MÜ?
6/10
·108 syf.··
2021 37. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2021 22:03
Eski Mısır'da ensest ilişkiler hükümdar ailesi içinde oldukça sık görülürmüş. Nedeni ise hükümdar ailesinin kanının kutsal kabul edilmesi. Tevrat'ta ise şehirleri meşhur felaketle yok olduktan sonra Lut ile iki kızı bir mağarada cinsel ilişkiye girerler. Bu esnada Lut'un içkili olduğu için bilincinin yerinde olmadığı savı var olsa bu, mantıklı değildir; zaten insanların hatalarını sarhoş olmalarının arkasına gizlemeleri bana öteden beri mantıklı gelmez. Çünkü ben de çok sarhoş oldum lakin ne ayıkken zihnimden hiç geçirmediğim bir şeyi söyledim ne de tamamen kontrolüm dışında bir cinsel ilişkiye girdim. Alkol, sadece cesaret vererek, ayıkken otokontrolünüzü sağlayan bariyerleri daha kolay aşmanızı sağlar. Neyse, kısaca ensest ilişki her toplumda çok sıkı bir tabu olsa da yine her toplumda tarih boyu kendine yer bulmuş bir konudur. Sade, bu konu üzerinden iyilik ve kötülük, mutluluk, ahlakın kaynağı gibi olguları tartışmaya açmış bu eserinde. Sokrates'ten itibaren erdem felsefenin üzerine eğildiği temel mesele oldu. Erdem mutluluktur ve bunun yolu da bilgiden geçer. Ancak insanlar henüz neyi bilip bilmediklerinin farkında bile değillerdir; bundan dolayı at sineğimiz Atina meydanında insanları taciz eder. Nihayetinde de "kendini bil" diyerek mottosunu ortaya koyar. Yetmez ve ekler "Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir," der. O halde öğrenmek gerekir der öğrencileri Platon ve Aristo, onun açtığı yoldan devam ederler. Öte taraftan fırtınanın havaya kaldırdığı çölün kumları görüş mesafesini epeyce kısıtlamışken Musa adlı bir kişi elinde on emrin yazılı olduğu bir tabletle, altından bir buzağıya tapan halkının yanına gelir; tek tek okumaya başlar, tabi önce kardeşi Harun'u fırçalayıp buzağıyı kırdıktan sonra. Öldürmeyeceksiniz, çalmayacaksınız... Aradan zaman geçer Nasıralı çıkar ve aranızdan günahsız kim ise ilk taşı o atsın diyerek tarihe geçen ilk thug life'ı yapar. Sonu çarmıhta biten bu kardeşimizden sonra ise ortaya Hira mağarasından koşa koşa inip eşi Hatice'ye, Musa'nın, İsa'nın Tanrısının kendisine de seslendiğini söyleyen Muhammed çıkar. Tüm bu isimlerin ortaya koydukları yasaların ortak özelliği ise iyi ve kötüye ancak ve ancak Tanrının karar verebileceğidir. İnsan ise bunlara mutlak surette uymalıdır. Gel zaman git zaman, çamaşır makinesinin devir sayısını ona katlayan insan zihni yavaş yavaş bu kadim anlatıları mantıklı bulmamaya başlar. Akıl her şeye egemen olur. Onun açtığı yolda kendisini, diğer canlıları ve evreni daha iyi anlamaya başlar. Pos Bıyıklı'ya ise Tanrının öldüğünü ilan etmek düşer. Ama o, bundan daha önemli bir noktaya işaret eder: Tanrının ölümünün bırakacağı boşluk acilen yeni değerlerle doldurulmazsa insanlık nihilizm bataklığına saplanacaktır. Böyle oldu mu artık siz karar verin. Geldiğimiz noktada artık iyi ve kötü kavramlarının göreceli olduğunu biliyoruz. Öldürmek kötüdür ama savaşta iyidir; çalmak kötüdür ama açsan iyidir; Türkiye'de çıplak dolaşmak kötüdür ama Afrika'nın ilkel bir kabilesinde ise giyinmek kötüdür... Peki ensest? Buna evrimsel açıdan yaklaşabiliriz: ensest ilişkiden doğacak çocukların genetik rahatsızlıklara uğrama ihtimali oldukça yüksek olduğu için kötüdür. Bu tarz ilişkiye girenler çocuk yapmayacaklarını belirtirlerse peki? Teolojik açıdan bakabiliriz: Tanrı bunu yasaklamıştır. Ama önce hangi Tanrıdan bahsettiğimize karar vermeliyiz. Yehova'dan bahsediyorsak, Lut ile iki kızının cinsel ilişkisini nereye koyacağız? Diğer semavi olarak addedilen dinlerin tanrılarından bahsediyorsak, insanlığın ilk yaratım olayında, yani Adem ile Havva'dan soyun gelme sürecinde, ensest ilişki söz konusudur. Toplumsal normlar buna engel olur diyebiliriz. Sonuçta toplum uzun yıllar sonucunda belli kabulleri sözlü kural haline sokar. Bunlar sayesinde toplumun sağlıklı gelişimi, huzuru ve devamı sağlanır. Ancak, yine çocuk yapmayı düşünmeyen ensest ilişki içinde bulunan insanlara, bu olayın evrensel şekilde yasak bir şey olduğu ne kadar açıklanabilir, yine muamma olarak kalıyor gözüküyor. Sade'nin kitabında baba, kızını küçüklükten beri kendisine hazırlamaktadır; bunun için onu her açıdan manipüle ederek kendisine tapar hale sokar. Yani kitap özelinde, bu ensest ilişkide köken itibariyle sağlıksız ve hukuksuz bir durum söz konusudur. Öte taraftan, bildiğim kadarıyla Batı'da kuzenler arası ilişki de ensest kapsamındadır ancak bizim toplumumuzda sıklıkla kuzenler evlenir hatta eskiden bu tarz evlilikler daha cazip görülürmüş. Yanlış anımsamıyorsam dinen de kuzenler arası evliliğe mani olacak bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, biliyoruz ki bu tarz evliliklerden doğacak çocuklarda genetik hastalık oluşması yüksek ihtimaldir; bu açıdan tanımı itibariyle her şeyi bilen Tanrı'nın bu bilgiyi es geçmiş olması mı söz konusudur yoksa bunda da bir hikmet var mıdır? Ya da Tanrı da çocuk yapmadan ensest ilişki içinde bulunacak insanları düşünerek böyle bir açıklık mı bırakmıştır, bilemiyoruz. Sade'nin kitapta kızına aşık kahramanı, bedensel hazza dayalı mutluluk argümanını öne sürer. İnsanların ihtiyaçlarını karşılayarak haz duymasının tek evrensel gerçek olduğunu söyler. Bir açıdan haklıdır; çünkü her insan için beslenme, içme, cinsel ilişkiye girme, boşaltım sistemi süreci ortaktır. Bunların hepsini yerine getirirken insan haz da duyar. Ancak haz duymak, illa abuda kalkarak sıçmamızı, yarasa yememizi, sidik içmemizi, ensest ilişkiye girmemizi de meşru bir seçenek kılar mı? Son olarak, Sade'nin edebiyatçı yönü çok zayıf. Bundan dolayı okurken insan sıkılabiliyor. Yani, sağlam bir kurgu beklemeyiniz. Aklında belli hassas konular ve bunun üzerine sorgulamaları var Sade'nin ve bunları yüzeysel bir kurguyla anlatmaya çalışıyor. Kitapta, açık şekilde cinsel anlatım bulunmamaktadır ve Sade, ensesti övmüyor. Aksine bunu yapan karakteri ve olayı olumsuz sıfatlarla niteleyerek cümle içinde kullanıyor. Keyifli okumalar..
Edebiyat
EnsestMarquis de Sade · Kafe Kültür Yayıncılık · 2013441 okunma
··
118 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
incelemeniz harikaydı.yalnız ensest şekilde çoğalma kuranda yok ve yanılmıyorsam tevratta geçiyor. ve çoğu tefsir vs yazıcı tayfa tevratı rehber aldığından milletimizde okumadığı için tevratik kaynaktan yazılanlar kuran kaynaklı sanılıyor...
Kardeş bu nasıl inceleme böyle!? Mükemmeldi.