Süleyman'ın tapınağından çıkan, Yahudilerin kutsal emaneti yedi kollu şamdanın (Menora) Roma'yı yağmalayan Vandalların eline geçmesiyle Menora'yı tekrar almaya çalışan cemaatin çabalarını ve bu uğurda fedakârlıkta bulunan Benjamin'in denizaşırı yolculuğunu konu alıyor kitap.
Stefan Zweig'ın diğer kitaplarına göre farklı bir tarzı olan bu kitap benim şu ana kadar okuduğum Zweig kitaplarından en etkileyici bulduklarımdan biri.
Tarihi bir içeriğinin de olması sebebiyle ilgiyle okuduğum kitap, bu anlamda anlattığı döneme yakın bir pencereden bakma fırsatı sunmakla beraber farklı bir kültür hakkında da bilgi sahibi olmak adına ışık tuttu.
Kutsal olana saygı sebebiyle verilen bir mücadele, fedakârlık ve bunun uğruna Benjamin'in Roma'dan İstanbul'a, oradan da Kudüs'e kadar yaptığı yolculuğu ilgiyle okudum.
Amacın kutsal bir emanete sahip olmanın yanı sıra onu gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu da en iyi şekilde anlatan kitap aslında bize insanın kendi kültürüne sahip çıkmanın kendi özü adına ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.