Öncelikle hem eserin basılı halini hemde film versiyonunu izlemiş biri olarak, eserin film versiyonunda her ne kadar esere sadık kalınarak gayet güzel bir oyunculuk söz konusu olsada sahip olmasına rağmen evvela eserin kitap halinin okunması gerektiğini; duygu aktarımının çok daha verimli olacağını düşüncesindeyim.
Ardından eserin beni inançlarımın kuvvetini sorgulamaya iten yanı Hz. Muhammed (sav.)’in;
“her çobanın nasibine düşen,
yalnızca Allah’ın takdir ettiği kadardır” Hadis-i şerifinde de belirtildiği üzere kul’un hakkının Allah (cc.)’da saklı ve güvence de olduğu inancının karakterler üzerinde ne kadar kuvvetli olduğu ve bunun onlara başka hiçbir gücün veremeyeceği kadar özgürlük tanıyor olması idi.
Aynı efsane boksör Muhammed Ali’nin, katıldığı bir canlı yayında 'koruman var mı?' sorusuna verdiği,
"Bir korumam var.
Gözleri olmasa da görebilen,
kulakları olmasa da duyabilen,
hafızası olmadan her şeyi hatırlayan.
Bir şey yaratmak istediğinde ona sadece 'ol' der. En gizli düşüncelerini bile duyandır.
Tahmin et bu kimdir. O Allah'tır.
O Benim korumamdır, o senin korumandır" yanıtındaki tam teslimiyetin en müşahhas telaffuzu olsa gerek...
Son olarak eserin toplumumuzun eskimeye yüz tutan bazı güzel kısmen özdeyiş kısmen kelime kalıplarınıda burada tekrar etmek istiyorum;
‘güzel adam’
‘kitap gibi konuşmak’
‘eli kalem tutanı sevmezler’
‘lakabım sosyalist’
‘zabit, eşkiya bozması’
‘zenginin imtihanı; zorda olanı ilk sen düşüneceksin, tuzum kuru yok! onun adaletinden mesulsün!’
‘kasaba, karşılıksız sevda cehennemi’
‘dibi görünmeyen su’dan kork!’
‘kalıp savaşmak yerine, vurup kaçmak’.