"Hiç unutmam, bir gün Mustafa mektepten pek asabî dönmüştü. Asabî ve hırçın! Meğer bir fiil çekimini yanlış yaptığı için hocası kulağını çekmiş! Fazlaca çekmiş olacak ki, biraz kanamış da.. Dört gün hiç kimse ile konuşmamış ve odasına kapanmıştı. Sebebini annem de soramıyordu. Ertesi sabah kapı çalınmıştı. Bir de ne görelim: Merhum pederimin arkadaşı Hüseyin Efendi değil mi? Annemi ve Mustafa'yı kapıya çağırarak, "Muamelenin bittiğini” söyledi. Mustafa tâbii sevindi. Bir şeyden haberi olmayan annemin hayretini takdir edersiniz! Meğer Mustafa kulağı çekildiği gün, mektepten çıkar çıkmaz Hüseyin Efendi'ye koşmuş ve kendisini bu mektepten almasını ve Askerî Rüştiye'ye yerleştirmesini rica etmiş! İşte, Hüseyin Efendi'nin bittiğini söylediği muamele de, bu imiş! Mustafa'nın dört gün mektebe gitmeyerek evde beklemesinin sebebi de, bu!" Atatürk'ün kız kardeşinin anlattığına göre, kapı ardında ana, oğul arasında bir münakaşa başlıyor, Zübeyde Hanım: "Ben seni asker yapamam. Baban gibi tüccar yapacağım!" diyor. Küçük Mustafa hiddetleniyor, "Ben mutlak asker olacağım. Omzumda basma topu taşıyamam!" diye çıkışıyor ve ayak diriyor.
Sayfa 68 - Makbule Atadan'ın Anıları·Kitabı okudu
·
13 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.