Kanadı var kuş değil, boynuzu var koç değil?
Bilmece sever misiniz?
Hani, bir şeyin adını anmadan niteliklerini üstü kapalı söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı dinleyene veya okuyana bırakan akıl oyunlarını ...
Şayet cevabınız “evet” ise size kitabın ismiyle dahi bu akıl oyunun içine davet eden bir öneri ile geldim.
#sakarmeke ‘leri bilir misiniz?
Simsiyah tüylü sadece alın ve gagaları beyaz,dişisiyle erkeği benzer görünüşlü, sulak alanların kırmızı gözlü turnamsılarını…
Yavrusu ile yetişkini çok farklı olan ender kuşlardan biridir üstelik, kırmızı kafalı, sarı-turuncu tüylü siyah gövdelidir yavrucukları...
Bu farklılık onların sakarmeke yavruları olmalarına mâni değildir ama...
Yazar, adını göçmeyi unutmuş, denizi mesken bellemiş bir tatlı su kuşundan alan Sakarmeke kitabındaki her öyküyle kalbinizi fethedecek, eminim.
Özellikle, “Serçe” isimli öyküsünü okuduğunuzda bunca girizgâhı neden yazdığıma, alegorisine, metaforuna neden bunca hayran olduğuma hak vereceksiniz.
Bir avazda, elimden bırakmak istemeden okuduğum çağıldayan içten öykülerin arasında, “distopik” bir sürprizle karşılaşmak da cabası oldu.
“Ledli Zaman Hikayesi ve Erektus Kalesi” öykülerinin distopik atmosferi bana hayranı olduğum #harukimurakami’nin lezzetini anımsattı.
Hatta öyle ki, #koşmasaydımyazamazdım diyen yazarla koşmadan uçamayan sakarmekeler arasındaki kendimce kurduğum diyalektik, “yazarın metaforunun bir paradoksu mu?” dedirtti.
Memleketin ve koca, yaşlı, şişko dünyamızın hal(lenme)lerine dair zarif dokunuşlarıyla yine, erkeğiyle dişisiyle birbirine benzeyen sakarmekeler gibi umuda olan inancımızla yaşamaya devam edişimize, gerek karakterleri gerek seçtiği konular üzerinden adeta süzülüyor.
Füruğ Ferruhzâd aklımın koridorlarından yankılanıyor şimdi.
“ben ağaçların soyundanım,
ve bu “bayat” havayı solumak kederlendiriyor beni,
ölen bir kuş, uçuşu unutmamayı öğütledi bana”
Kendinize bir iyilik yapın ve bu kitabı mutlaka okuyun, nihayetinde koşmadan uçamadığı için kolay av olan sakarmekeler değiliz hiçbirimiz.
Ne diyordu Joyce: “Hayat, kötü bir kitabı okumayacak kadar kısadır." SakarmekeMehmet Fırat Pürselim