Faşizm ile doğanın tezadı ve nedensel uyumu
9/10
·384 syf.··
2021 93. kitabı
Öncelikle; ilk kez 1935'de yazılan eserde, Broch'un 1951'de ölümüne kadar geçirdiği evre ve değişikliği, hem yayıncının hem de yazarın (kitabın özeti ile birlikte) notlarından öğreniyoruz, isabetli kararla kitaba eklemelerinden. Böylece; eserin Almanya'da olup bitenleri, büyülü ve mistik arka planıyla, kitlesel çılgınlığa varan dürtüleriyle yazarın çıkarmaya çalıştığını daha açık görmüş oluyoruz. Hitler'in iktidarı ele geçirmesinin sebeplerini bir Köy (veya dağ) romanı yazarak edebi tahlillerle araştırmak isteyen #broch, kendisini (Nasıl ki, İngiltere'yi #joyce ,Fransa'yı da #proust temsil ediyorsa) modernist edebiyatın Alman düz yazısını temsilcisi yapan bu dev eserini yazar. Zayıflayan dinin yerine çılgınlığa varan doğaya tapınma olgusunu, eski Paganizm inançlarında arar. Yukarı ve Aşağı Kuppron köyleri'nde görev yapan 55 yaşında, kentten kaçıp gelen doktorun günlüklerinden okuruz kurguyu. Köye bir gün Marius Ratti adlı yabancı gelir, insanları yukarı dağdaki madenden altın çıkaracağına inandırır ve onları milirarize edip ayrımcılığa sevk eder. Bu gezginin, makinelerin kötü olduğu ve insanları işsiz bıraktığı, toprağa dönmek gerektiği ve kadınlara benzediğini var saydığı kentlileri gereksizliği, güçlenen kadınların erkeklere rollerini geri vermeleri gibi ilginç ama despot fikirleri vardır. Zamanla; her iki köyü de büyüleyen yabancı, çiftçi olmayan tek köylü Wetchy'i gönderir ve her yıl yapılan Dağ ayinindeki tiyatral gösteride bu kez gerçekten genç bir kız kurban edilir. Kızın babası, büyükannesi bilge Gisson Ana ve eğitimli doktorun da önünde gerçekleşir cinayet. Sonunda ise; doktor olayı kendisinin de bulunduğu bir büyülenme, trans hali olarak görür ve sorgulamasını yapar. Çözümleyemediği bu durumu; Gisson Ana'nın doğa pagan değerlerinde ve dinlerin verdiği Yeniden Doğuş gibi olgularda arar. Ayrıca papazla yaptığı diyalog ve iç sesiyle yaptığı monologlardaki Tanrı sorguları da güzeldi. Eserde; Gisson Ana ile kızı arasındaki Yalnızlık diyalogları, genç kızın kurban edilme töreni ile Gisson Ana'nın doğada mistik öğelerle anlatılan ölüm sahneleri adeta tiyatral havada ve muhteşemdi doğrusu. Gisson Ana'nın Orta'nın neşeli kutsallığı prensibi, yalnızlık ve korku içindeki insanlığın yönelimlerinin dile getirilişi ise harikaydı. Yazarın; Marius karakteriyle Hitler'e ve adamı cüce Wenzel karakteriyle Gobbels'e gönderme yaptığı da belirtilebilir. Açıkçası; gerek yaptığı faşizmin kökenleri sorgusu, gerek kullanılan şahane doğa betimlemeleri ve dil, gerekse bir yanda kötülükler anlatılırken diğer yanda doğanın güzel tasvir tezadıyla 20yy'ın en iyi romanlarından biri olmayı hakediyor bu kitap. Doğrusu, bitince bıraktığı tortularla günümüze de çağrışımları olabilen ve yarattığı dünyanın anlatımı ile sizi içine çekebilen eseri muhakkak okuyun: İnsanoğlunu çözebilmek adına...
Edebiyat
BüyülenmeHermann Broch · İthaki Yayınları · 2013197 okunma
·
171 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.