Şeker Portakalı
Puan vermedi·183 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
(spoi içerir) Şeker Portakalı Bir çocuk için anne hayat demektir. Anne karnında başlar hayatı. Fakat doğduktan sonra çocuğa nefes veren baba olur. Çocuk bilemez nasıl hayat bulduğunu fakat nasıl nefes alacağını bilir. Küçük yaşta sevecenliği ile sevgiye ihtiyacı olduğunu anlatır çevresindeki büyüklere. Şeker portakalının kahramanı da sevgiye susamış Zeze, sadece 5 yaşında bir çocuk. Gloria ablasının sevgisi ile büyümüş. Annesi çalışkan ama evden uzak Zeze’yi dövmek istediğinde yavaş vurması çocuk aklında annesinin şefkatini anlamasını sağlamış. Baba ise işsiz ve bunalımlar yaşayan Zeze’yi öldüresiye dövecek kadar acımasız biri. Hayatında derin izler bırakan ve unutmayacağı arkadaşı Manuel Valadares (Portekizli). Ailesinin gözünde yaramaz bir çocuk olan Zeze kendini kabul ettirme çabasında ilk başlarda. Ailesinin gözünde nerede olduğunu anlaya çalışıyor. Yaşıtlarına göre erken olgunlaşmıştı ailesinin maddi sıkıntılarını anlayabiliyordu. Kendini ispatlama gayretinde olması zeki olmasının avantajı ile büyük yaramazlıklar doğuruyordu. Ama Zeze bir çocuktu ve sevgi görmediği kişiyi kalbinde minik minik öldürerek intikamını alacak kadar zekiydi. Ama evde kendisi hakkında konuşulmasını istediği için yaramazlığı seçiyordu. Yetenekli olması ve fikirlerinin çekici olması, okumayı küçük yaşta öğrenmesi öğretmeni Cecilia Paim dikkatini çekmişti. Zeze’yi tanımamızı sağlayan en çarpıcı kısımlarından biri derin ve büyük bir acıyla tanıştığı sahne olmalı. Derin bir acının insanı nasıl olgunlaştırdığının açık resmiydi Zeze. En iyi arkadaşını artık görememenin verdiği endişe Zeze’yi hasta etti. Zeze sevdiği kişiyi kaybetmenin yanında kendisini mutlu edecek sevgiyi kaybetmenin derin acısını yaşıyordu minik yüreğinde. Ve bu sırrını kimseyle paylaşmadığı için acısı onu daha da boğuyordu. Mide bulantılarıyla baş edememesi, etrafındakileri yanında istememesi acısıyla nasıl baş edeceğini bilememesindendi. Belki de sırrını ağzından kaçırmaktan korkuyordu. Bu kadar büyük bir acının yanında kısa süre önce babasından ölümüne yediği dayak bile daha basit kalıyordu şimdi. Dayak yediği o gün babasının düşüncelerini dağıtıp mutlu olması için çabalamıştı. Tango müziğinin sözlerinin ne anlama geldiğini düşünerek bile söylemiyordu. Ama babası kendi bunalımı sonucu bir vahşiye dönüşmüştü. Oysa Zeze daha 5 yaşındaydı. Diğer çocuklarından farklıydı. Zeki, becerikli, meraklı ve oldukça hareketliydi. İlgiye ve sevgiye kardeşleri kadar ihtiyacı vardı. Ve Zeze evde bulamadığı sevgiyi ve şefkati Portekizli de bulmuştu. Onunla olan dostlukları kendisini yeniden keşfetmesini sağlıyordu. Portekizli nefes oluyordu Zeze’ye sanki. Yaptığı yaramazlıkları gözden geçirirken hatalarını buluyor kendini sorgulayabiliyordu. Portekizli anlattığı yaramazlıklar karşısında Zeze’yi eleştirmiyordu. Yaptıklarının ne kadar fena şeyler olduğunu kendisinin bulmasını sağlamak bir çocuğa yapılacak en büyük yardımdı. Ailesinin kızmasını anlayabiliyordu ama dayak yemesine hiç anlam verememişti. Bu yüzden içinde bir şeytanın olduğunu ve bütün bunlara onun sebep olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden ‘’Her noelde benim için bir şeytan doğuyor.’’demişti Portekizli’ye. Bir de tüm sırlarını, yaramazlıklarını anlattığı şeker portakalı vardı. Portekizliden sonra şeker portakalı fidanı da büyümüş ilk çiçeğini açmıştı. Zeze için artık şeker portakalı da susmuştu. Eski anlamını yitirmişti. Zeze için herşey anlamını kaybetmişti.7
İnsan
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,6bin okunma
·
4 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.