Yorum olarak yazacağım çok şey var ama ilk yazacağım kitabın türüyle ilgili olacak. Hani kapakta "roman" yazıyor ya, işte bu kitap bir roman değil. Bu kitap kişisel gelişim olabilir, bir psikoloğun notları olabilir, hastaların anıları falan olabilir ama roman olamaz. Bunu iki sebepten söylüyorum. Birincisi, benim bu kitabı alıp okuma isteğimle aynı isteğe sahip olan birini bu dertten kurtarmak. İkincisi ise ,bu yazdığı kitapta diğer kitaplarının da aynı olduğunu belirten paragraflar olduğu için, belki diğer kitapları Camdaki Kız gibi değildir, düşüncesiyle başka kitaplarına yönelecekleri kurtarmak.
Okuyup okumamak tabii ki size kalmış ama psikolojik kurguya sahip bir roman okumak isteğiyle bir kitap alacaksanız seçiminiz bu veya doktorun diğer kitapları olmamalı.
Başlayalım Camdaki Kız'a. Kitapta Nalan doktordan danışmanlık almaya gelen hastalardan biri. Neden yardım alması gerektiği, geçmişinde ne gibi yaralar olduğu, yaralarının hayatını nasıl etkilediğini okuyoruz kitap boyunca. Tamamen Nalan'ın anlattığı doktorun da dinlediği hayat hikayesi. Arada bir iki farklı hastaya da yer veriyor ama en çok Nalan'ı dinliyoruz, pardon okuyoruz.
Hastalardan biri Zeynep. Hani şu Doğduğun Ev Kaderindir'de anlatılan Zeynep. Aslında Zeynep'e hiç girmeyecektim ama doktorun Zeynep odasına ilk girdiğinden itibaren verdiği tepkiden o kadar rahatsızlık duydum ki yazma ihtiyacı hissettim. Zeynep, tesettürlü oluşuyla doktoru şaşırtıyor. Şöyle ki Zeynep'in hâline tavrına konuşmasına bakan onun okumuş, kültürlü, meslek sahibi bir kadın olduğunu düşünürmüş ama Zeynep'e bakınca görünen böyle değilmiş. Acaba bu kıza ne olmuşmuş? Anladım ki doktora göre tesettürlü bir kadın bu niteliklerin hiçbirine sahip olamaz. Zaten böyle nitelikleri varsa tesettürlü değildir ya da tesettür kendi seçimi değildir. (!)
Bu kadar yapmacık bir kadın düşünmemiştim. Onu takip eden de her türlü düşünceye inanca saygı gösteren biri sanır.
İşte sırf bu sebepten yazmak istedim.
Sakın abarttığımı da sanmayın. Kitapta bir de köyden gelmiş, okuması kısmet olmamış, zaten evlendiği için şehre gelebilmiş bir danışanı da oldu doktorun.
Ama onun tesettürlü oluşu doktoru zerre şaşırtmadı. Sonuçta hayatı baştan kötü başlamış. Pek çok şey kısmet olmamış. O yüzden görünüşü doktor için olağan.
Sadece doktoru anlatabilmek için yazdım bunu da. Yoksa derdim iki kadın da değil. Ama güya insanları her şekilde kabul ettiğini iddia eden birinin de düşünce şekli böyle olunca insan yazma gereği duyuyor hâliyle.
Camdaki Kız'a devam. Nalan'dan sonra bir de Hayri'yi dinliyoruz, pardon okuyoruz. Onun hayatını, acılarını, tercihlerini ve tercihleri sonucu başına gelenleri öğreniyoruz.
Çok ilginç gerçekten.(!)
Bir de ara ara kendini anlattığını söylüyor ya ne anlattığını yazayım. Kocasını anlatıyor çok alakasız yerlerde. Çocukluğundan bir anı paylaşıyor yine hiç olmayacak yerde. Nelerden keyif aldığını söylüyor danışanlarını beklerken falan. Ama hiçbir anlattığı danışanlarının anlattıkları kadar özel şeyler değil. Sadece danışanlarımın hikâyelerini değil kendimi de anlatıyorum diye hiç boş laf yapmasın. Sırf böyle diyebilmek için yazmıştır zaten kendimi de anlatıyorum diye yazdıklarını. Öyle alakasız ki neden anlattığına dair aklıma gelen tek cevap bu oldu.
Bu kitabı okurken kendimi bir psikoloğun odasında danışanı dinliyor gibi hissettim hep. Tabii ara ara doktor da konuşuyor. Onun da yönlendirmeleri danışanı konuşturmada etkili. Buna lafım yok da zaten. Ama gerçekten bu kitap ve yazdığı diğer kitaplar böyle ortalığa sunulmaya uygun mu?
Tamam karakterlerin adını değiştiriyor, zamanı net söylemiyor. Bu kadarı yeterli mi gerçekten? Kitapta öyle bilgiler var ki uğraşsa insan o kişilerin kim olduğunu bulabilir bence. Hadi biz bulamasak da bu danışanların çevresindeki kişiler gayet de anlayabilir. Sonuçta izlemediğim dizinin hikâyesini hemen fark etmiş biri olarak kitapta herhangi bir ismin yaşadıkları yakın çevremden birinin yaşadıkları olsa anlardım. İlla bu kitaplardaki danışanların da bir yakın çevresi vardır. Roman kisvesi altında paylaşıyor olması bana etik gelmedi. Belki gerçekten kitap roman olsaydı yazacaklarım farklı olurdu. Ama başta da dediğim gibi bu kitap roman değil. İlla okumak istiyorum diyorsanız alın okuyun. Bu kitap da doktordan okuduğum ilk ve son kitap olacağı için ben size önermeyeceğim.
Hem insanları görünüşlerine göre yargılayan hem de danışanlarının anlattıklarını paylaşarak servetine servet katan, ki o danışanların da bir seans için ne kadar verdiği malûm, birine daha fazla prim ve para kazandırmak istemiyorum. Yazdığı şey gerçekten roman olsaydı zaten ne ben dinlediklerimden pardon okuduklarımdan rahatsız olurdum ne de doktorun nasıl bir düşünce yapısı olduğunu öğrenmiş olurdum.
Benden bu kadar, karar sizin.
Camdaki KızGülseren Budayıcıoğlu