Puan vermedi·467 syf.··Beğendi
· Selam arkadaşlar
Bugün biraz Necip Fazıl Kısakürek'ten bahsetmek istiyorum..
Ahmet Necip Kısakürek olarak 26 Mayıs 1904'te İstanbul'da Maraşlı bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya geldi.. Deniz Harp Okulunda okuyup, İstanbul'un işgalini gördü, bu yıllarda babasını kaybetti..İstanbul Darülfünun yıllarında Hukuk fakültesine girip, Felsefe bölümüne geçiş yaptı. Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Kutsi, Faruk Nafiz Çamlıbel ile arkadaş olup yeni mecmua dergisinde şiirleri yayımlandı.. Başarılı bir öğrenci olup Paris'de ki Sorbonne kolejinde felsefe bölümünde Henri Bergson ile tanıştı.. Burada bohem bir hayat sürüp başarısızlığa sürüklenince bursu kesildi ve Türkiye'de geri döndü.. Osmanlı Bankasında işe girip 1928'de ilk şiir kitabı olan 'Kaldırımlar' ı yayınladı.. Türkiye iş bankasında işe girip, 1931 de askerliğini yaptı o zamana kadar zevk, keyif peşinde bir hayat sürerken 1934 Necip Fazıl için dönüm noktası oldu... Nakşi şeyhi Abdülhakim Arvasi ile tanıştı. Fikir hayatı başka boyutta değişti... Bu dönüşümü anlattığı 'Çile' isimli şiiri yazdı. Tohum tiyatro oyunu, bir adam yaratmak isimli piyesi yazdı. Hasan Ali Yücel tarafından Ankara Devlet Yüksek Konservatuvarında öğretim görevlisi olarak atandı. 1941'de evlendi. Robert Kolejinde edebiyat öğretmenliği yaptı.. Askerde yazdığı siyasi yazıdan dolayı hapis cezası aldı.25 Mayıs 1983'te hayatını kaybetti.
Necip Fazıl annesinin 'bir gün şair olursun' demesiyle şair olmaya karar vermiş
Malesef kumar çok oynayıp, Paris'e kumar oynamak için gidermiş
Nazım Hikmet'i hapiste ziyaret edip, uzun uzun sohbet etmiş
Abidon Dino sayesinde Esrar ile tanışmış...
Komşusu yazar Mina Urgan'a 'Urgan' soyadını kendisi seçtirmiş
Kendisi kısa olduğu ve çok yakışıklı olmadığı halde aşırı özgüvenden kendini çok beğenirmiş
Arkadaşlarının evinde aşırı rahat hareketleri ile ev sahibini sinir edermiş.
Bunları niye mi anlattım. Çok sevdiğimiz şair ve yazarların da insan olduğunu, mükemmel olmadığını, onların kişiliklerine, hayatlarına, ideolojilerine çok takılırsak okuyacak yazar bulamayacağımızı bilmemiz, bu bilinç de daha çok yazarın yazdıklarını sevip, eleştirmemiz gerekir diye düşünüyorum...