Gönderi

İstanbul'un Kanalı
8/10
·508 syf.··
2021 104. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2021 21:48
Bu incelemeyi herhangi bir konuda propaganda amacıyla yazmıyorum. Hatta hiç yazmayı düşünmüyordum fakat Osman Y. ve Kaan ’ın isteğini çevirmedim, değer biliriz :) İncelemeyi iki bölümde yazıyorum; ilk bölüm kitabın içeriğiyle ilgili, ikinci bölüm kitabın anlattıkları hakkında şahsi fikirlerimle ilgili. ------------- 1. Bölüm ------------- Kitap, Ekrem İmamoğlu yönetmindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yayınlanan bir kitap. Dolayısıyla, siyasi görüş açısından da Kanal İstanbul’a muhalif bir bakışa sahip. Bunu hemen her yazının sonundaki “ya kanal ya İstanbul” mottosu ile de hissedebiliriz. Fakat saf bir slogan olarak ‘Kanal’a karşı olmak’ ikna edici olmayacağı için, yayınlanan ÇED Raporu’nun değerlendirilmesi şeklinde sunuluyor. Bu değerlendirleri yapanlar 29 kişi olup (25’i Prof), kendi alanlarıyla ilgili olan konularda ÇED Raporu’nu inceleyerek sonuçlarını paylaşıyorlar. Profesörlerin büyük çoğunluğunun, benim de üniversitem olan, İTÜ’lü olmasının bu kitabın değerini arttırdığı görüşündeyim, neticede bu rapor aslında bir mühendislik raporudur. Biraz uzun sürebilir fakat (hepsini tek tek çıkarıp not ettim) başlıkları ve parantez içinde anahtar kelimeler kullanarak itiraz noktalarını yazmak istiyorum: • Gemi Hidrodinamiği Açısından [boğazdan daha tehlikeli, akıntı hızı fazla, taban derinliği büyük gemiler için yetersiz] • Deniz Ulaşımı Açısından [ÇED yazarları yetersiz, denizcilik projeleri eksik, manevra için derinlik yetersiz] • Deprem Mühendisliği Açısından [deprem hasarı riski büyük, sıvılaşmaya müsait alüvyon toprak üstünde] • Deprem Riski Açısından [zemin sıvılaşma potansiyeli, muhtemel depremin Kanal’a etkisi 9-10 şiddetince olacağından dayanıksız] • Deprem ve Tsunami Tehlikesi [boyutu belirsiz tsunami tehliklesi] • Hidrodinamik Açısından Kanal [modelleme sonuçları tutarsız] • İstanbul ve Çevresine Ölümcül Etkileri [atıksu deşarjı projesi yetersiz, fosfor brikimi düşünülmemiş; uygulamada çıkacak kirli suyun durumu belirsiz] • Deniz Bilimleri Açısından [Marmara’da balıkçığı bitirebilir] • Ekolojik Açıdan [flora ve fauna taraması yetersiz] • Yerlatı Suları Açısından [tuzlanma riski] • Entegre Kıyı ve Deniz Yapıları Açısından [konteyner limanının kamu yararı yok] • Trafik ve Ulaşım Açısından [gemi trafiği tahminleri tutarsız] • Fiziki Coğrafya, Hava ve İklim açısından [ÇED’de bununla ilgili çalışma yapılmamış] • İSKİ Altyapı ve Arıtma Tesisleri Açısından [ekstra 20 milyar TL yatırım gerektirecek] • Meteorolojik Parametreler Açısından [hava kirliliğine sebep olabilir] • Kültürel ve Doğal Varlıklar Açısından [henüz tespit edilmemiş arkeolojik potansiyeli var] • Yeni Yerleşimler Açısından [yeni yerleşim etkisi hesaba katılmamış] • Sürdürülebilir Mekansal Planlama Açısından [‘yaşam destek sistemleri’ yok oluyor] • Çevre İktisadı Açısından [ÇED yetersiz bilgi sağlıyor] • Çevre Hukuku Açısından [mevcut yönetmeliklere aykırı yönleri var] Bu yirmi başlıkta belirtilmiş olan itirazların büyük çoğunluğu mühendislik temelli olup, projelerin tekrar düzenlenebileceğini veya mümkün oluyorsa yapım aşamasında düzeltilebileceğini zannediyorum (Örneğin; kanaldaki 21 metrelik derinliğin konteyner ve yakıt gemileri için yeterli olmayacağı kanaati çok kritik bir özellik olmasına rağmen ÇED raporunda yeterince dikkate alınmamış gibi görünüyor). Kitaptaki itirazların Kanal’ın bizzat kendisine değil, yapım yöntemlerine dair eleştiriler olduğunu düşünüyorum. Bir de itirazlarla ilgili olarak eksikliğini hissettiğim konu; ÇED’de itiraz edilen noktaların düzeltilmesi için gerekli olan tavsiyelerin (3-4 madde haricinde) verilmemiş olması. Bir örnek olarak; Süveyş Kanalı (yapımı 1869) ile karşılaştırma yapılamayacağı söylendikten sonra gayet kolaylıkla Süveyş’in yapımı hakkında kısa bilgi verilebilecek iken verilmemiş olması, ikna olmayı zorlaştırıyor. Üstelik Süveyş’in 193 kilometrelik uzunluğuna karşı Kanal İstanbul’un 45 kilometre olması da bu konuda itirazların daha kuvvetli yapılması gerekliliğini düşündürüyor. İtirazlarda belirtilen (özellikle çevresel) sorunlarla ilgili olarak eksik hissettiğim bir nokta da; aynı sorunların doğal olarak gelişmiş olan İstanbul Boğazı’nda neden yaşanmadığı. Örneğin; Karadeniz’den Marmara’ya kanal yoluyla akacağı yazılan birikmiş kıyı kirliliğinin neden şimdi Boğaz’dan akmadığını bu raporda göremedim. Son olarak; kitap, ÇED’e eleştiri olarak yazılmış olsa bile Montrö Anlaşması konusundaki itirazların da daha detaylı olarak incelenerek kitaba eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Politik açıdan incelemesi çok sınırlı kalmış. ------------- 2. Bölüm ------------- Şahsi açıdan çevremde ve sosyal tartışma ortamlarında Kanal hakkındaki itirazların büyük kısmı “Arapların arsa alması” şeklinde olduğu için öncelikle; herhangi bir yabancının Türkiye’ye birikimi getirip yatırması, ister arsa şeklinde olsun ister hisse yatırımı, yararlıdır. Çünkü zaten bu piyasa dünyanın başka ülkelerinde akmaktadır ve Türkiye’nin pay alması da dolaylı yoldan her vatandaşın kazancınadır. Bu konuda eksik olan şey, rekabete kapalı ortamda alım-satım yapılmasıdır. Dolayısıyla itiraz “Araplar” veya “yabancı” şeklinde olduğunda gerçek sorunların sesinin kısıldığını düşünüyorum. Montrö ve politik yön konusunda; anlaşmayı bozmak isteyecek her taraf için bu projenin bahane olarak kullanılacağının çok açık olduğunu düşünüyorum. Yeni bir uluslarası konferans toplayarak anlaşma düzenleme çağrısı da uzun yıllar sürebilecek ve projeyi çıkmazda bırakacak bir seviyeye getireceği için, bu aceleciliğin bırakılıp politik çözümlerin teknik çözümlerden önce yapılması gerektiğini düşünüyorum. Üstelik bu acelecilik, yukarıda belirttiğim gibi, projenin teknik yönlerinin de yeterince incelenmeden üstünkörü yapıldığı imajını bende sağlamlaştırdı. Sonuç olarak; “kanal açma”nın tarihteki diğer örneklerini de göz önüne alarak genel anlamda büyük fayda sağladığını düşünmekle birlikte, Kanal İstanbul’un devlet tarafının el yordamıyla yürütülüyor olmasını büyük bir hata olarak görüyorum. Politik sebeplerle ilerleyemeyecek bir proje olması durumunda veya muhtemel bir İstanbul Depremi’nde yaratacağı ekonomik-sosyal felaket durumunda “açılmadan kapanmış bir proje” olmaması ve tahmin edilen 21 milyar dolarlık maliyetin 4-5 katına çıkmaması için daha rasyonel hazırlanılması gerektiğine inanıyorum. Not: Konu hakkında yapılabilecek herhangi bir tartışmada yer almayacağımı şimdiden bildiriyorum :)
Kanal İstanbulKolektif · Kültür A.Ş. · 20202 okunma
··
362 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kanalın genişliği, boğazın en dar yerinden daha dar. Sunduğunuz ÇED raporlarıyla birlikte düşünüldüğünde adeta deniz kazalarına davetiye çıkarılıyor. Üstelik kanalın uzunluğu boğazın uzunluğundan 15 km fazla ki bu da yakıt masrafının artışı demek. Buna bir de kanal geçişinin boğazın aksine ücretli olduğunu eklersek, bu projenin ekonomimize katkısı tartışmalı olacaktır.
Teşekkürler inceleme için ve eline sağlık. Somut ve net olarak özetlemişsin , çok faydalı oldu. Sanırım en önemli sorun bu projenin geri dönüşsüz bir zarar vermesiyle ilgili , eğer öyleyse mutlaka durmalı. Çeşitli sebepleri var destekleyenlerin ve karşı çıkanların , sanırım aklı başında hiç kimse en büyük şehrimizin zarar görmesini istemez. Beraberce takipte kalalım , tekrar sağolasın.
Ben de bu son derece açıklayıcı ve güzel inceleme yazısı için ellerine sağlık Vergi Manyağı MoizEfendi diyorum.
Herhangi bir yabancının Türkiye’ye ister arsa ister hisse olsun yatırım yapmasının yararlı olduğuna katılmıyorum. Bunlar faydası en düşük yatırım türleridir, hatta bunlara bağımlı hale gelmek (ki şuan Türkiye'nin yaşadığı bu) orta ve uzun vadede ülke ekonomisine zarar verir. Ayrıca dünyada işler tamamen bu tip yatırımlarla yürümüyor, ülkelerin amacı daha çok doğrudan yatırım (fabrika kurmak, ortaklık yapmak, fabrika satın almak gibi) çekmektir. Dolayısıyla Kanal İstanbul'un yatırım anlamında Türkiye'ye hiçbir faydası olduğunu düşünmüyorum.
inaktif
Gönderi Sahibi
Bunlar birbirinin zıttı olan şeyler değil, ikisi aynı anda da var olabilir... (Örn. Londra)
Eline sağlık, bilgilendirici bir yazı olmuş. İsteğimi geri çevirmediğin için de teşekkür ederim Moiz. :)