·416 syf.····Okunma: 02 Kasım 2020 16:48 !!!UYARI!!!EĞER BU İNCELEMİ OKUMAYA DEVAM EDERSEN SPOİLER İLE KARŞILAŞACAKSIN!!!
Bu inceleme sadece Lightning Thief hakkında değil genel olarak bütün Percy Jackson and Olympians serisi hakkında yazılmıştır.
Percy Jackson serisini ilk kez okuduğum zamanları hatırlıyorum da o zamanlar bu seriden çok etkilenmiştim. Hatta 2014 yazı, bu seri sayesinde çocukluğumun en eğlenceli ve asla unutamayacağım dönemi oldu bile diyebilirim. Tanrılar, yarı tanrılar, satirler, canavarlar, efsaneler, savaşlar ... Bu kitaplarla alakalı sevmediğim tek bir nokta bile yok. Hatırlıyorum, o yazın sonlarında Percy Jackson sevdam o kadar artmıştı ki bu sevda benden taşarak etrafımdaki insanlara da bulaşmaya başlamıştı. O zamanki en yakın arkadaşlarımdan Arda’nın da başının etini yiyerek bu seriyi okumasını sağlamıştım. O da çok sevmişti seriyi tabi. İkimizinde hayatı Percy Jackson olmuştu. Sürekli Percy’den öğrendiğimiz Antik Yunan mitlerinden alıntı yapıp ailelerimizi bezdiriyorduk. Hatta işi abartıp Percy Jackson’dan esinlenerek kendi oyunumuzu bile yaratmıştık.Sürekli deniz kenarına gider, onu oynardık. Titanın Lanetindeki Nico Di’Angelo’dan farksızdık sizin anlıyıcağınız.
Ama yıllar geçince Nico’ya da olduğu gibi bizim de Percy Jackson evreniyle aramız açıldı. Gitgide unuttuk Percy’i. Tâki bu yıl karantinanın bana sağladığı boş zamanla birlikte ingilizcemi geliştirmeye karar verene kadar. İngilizcemi geliştirmek için dili nispeten kolay olan bir kitap arıyordum ve aklıma ilk olarak çocukluk takıntım Percy Jackson geldi. Hemen kitapları indirip okumaya başladım. Çılgınca bir hızla bütün seriyi bir haftada bitirdim. Şunu itiraf etmeliyim ki kitaplarda yaşanan olayların çoğunu unutmuşum. İlk başta bu gerçek beni üzse de aslında başıma gelen olayın üzücü değil muhteşem olduğunun farkına vardım: Olay örgüsünü bilmeden bütün seriyi baştan bir daha okumak. Böyle bir şeyin başına gelmesini çoğu okur, en az bir seri veya kitap için istemiştir diye tahmin ediyorum.Percy ve Ares’in savaşını, Thalia’nın dirilmesini, Zoe’nin ölümünü, Dedalus’u, Luke’un kendini feda edişini tekrar okudum. Ve eğer tekrar bütün seriyi unutup baştan okuma şansı elde etsem bunu hiç düşünmeden yaparım.
Percy Jackson’ı okuma serüvenimden ve seriye karşı duygularımdan bahsettikten sonra, bu kitabın hem çocukluğumda hem de şimdiki yaşımda beni neden bu kadar etkilediğinden bahsetmek istiyorum.
Kitabın başlangıcında baş kahramanımız Percy kendi yaşındaki çoğu çocuğun da yaşadığı gibi okula alışmakta zorluk çekiyor. Kendini yetersiz ve önemsiz hissediyor. Üvey babasıyla problemler yaşıyor ve bundan dolayı ev ortamında da rahatsız hissediyor. Grover dışında hiçbir arkadaşı yok. Ama kendisinin yarı tanrı olduğunu öğrenmesiyle öz güveni artıyor , Camp Half-Blood’da arkadaşlar ediniyor ve görevlerde başarı elde ediyor. Sadece ilk kitapta yaşadığı bu değişimi görmek bile okurlar için ilham verici. Son kitapta dönüştüğü “kahraman”dan bahsetmiyorum bile. Bunun dışında Annabeth’in zeki ve bağımsız karakteriyle bir rol model oluşturması. Grover’ın doğaya olan sevgisi ve daha buraya yazmadığım onlarca örnek.
Uzun lafın kısası bu seride çocuk ya da genç herkesin yakınlık kurabileceği bir sürü karakter, çıkarabileceği bir sürü ders var.