Gönderi
Oğuz Aktürk
Tutunamayanlar'ı inceledi.
724 syf.
·
7 günde
·
10/10 puan
Türkiye'nin En Çok Yarım Bırakılan Kitabı!
YouTube kitap kanalımda Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabını yarım bırakmamak için neler yapabileceğinizi anlattım: youtu.be/Q9SFqgGWSX4 Demek bir hevesle o herkesin konuştuğu Oğuz Atay'a Tutunamayanlar kitabıyla başladın ve seni hiç sarmadı? Hatta Tutunamayanlar kitabı sana çok ağır geldiği ve akıcı gelmediği için bir köşeye atıp bir daha kapağını bile açmak istemiyorsun? O zaman şu an doğru incelemeyi okuyorsun demektir. Türkiye'nin en çok yarım bırakılan kitabını yarım bırakmamanız amacıyla kaleme alınmış bu yazıda kendi Tutunamayanlar ve Oğuz Atay deneyimlerimden yola çıkarak sizin için bir "yapılacaklar listesi" oluşturdum. Böylece bu harika kitabı yarım bırakmamanız için çabalayacağım. Çünkü 700 küsür sayfalık bir kitaba harcayacağınız günlerinizin boşa gitmiş gibi hissettirmemesini ve bu kitaptan tam bir verim almanızı istiyorum. Tutunamayanlar'ı yarım bırakmamak için yapılacaklar listesi: 1- Oğuz Atay serüveninize Tutunamayanlar kitabıyla başlamayın, bunun yerine Korkuyu Beklerken kitabıyla başlayın. Çünkü Oğuz Atay'ın dert edindiği bütün konuların hepsi neredeyse Korkuyu Beklerken öykülerinde var zaten. Yani aydın eleştirileri, ironiler, iç hesaplaşma, monolog, korku ve oyun gibi Oğuz Atay kitaplarının karakteristik özelliklerinin hepsini görmek açısından Korkuyu Beklerken kitabından başlamalısınız diye düşünüyorum. 2- Oğuz Atay'ın okuduğu yazarları okumuş olmak size büyük bir avantaj kazandırır. Dostoyevski ve Kafka külliyatındaki Yeraltından Notlar, Suç ve Ceza, Dönüşüm ve Dava gibi en önemli kitapları ve özellikle de Gonçarov'un Oblomov kitabını okumuş olmak Tutunamayanlar'daki karakterlerin hayat biçimlerini, düşüncelerini ve neden tutunamadıklarını anlamak açısından büyük önem taşıyor. 3- Yıldız Ecevit'in Ben Buradayım: Oğuz Atay'ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası rehber kitabı yanınızda bir dost olarak bulunmalı. Böylece Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabındaki karakterlerle, yazım biçimiyle, toplumcu gerçekçi edebiyata bireyci edebiyat ile karşı çıkışıyla neyi amaçladığını daha iyi anlarsınız ve böylece Tutunamayanlar kitabının neden tutunamayanları anlattığını daha iyi kavramış olursunuz. 4- Tutunamayanlık kavramı üzerine düşünmek oldukça önemli. Bu yüzden Türkiye'nin 60lı yıllarındaki Demokrat Parti döneminin özelliklerini bilmek, iktidar, toplum ve birey arasındaki etkileşimler perspektifinden düşünmek, dünya savaşlarından sonra dünyanın kaydığı bireyci çizgi hakkında bilinçlenmek gibi siyasi zihniyet perspektifleri sizi Tutunamayanlar kitabına karşı ısındıracak yönler olacaktır. 5- Tutunamayanlar kitabını okuduğunuz sırada Selim, Turgut, Günseli gibi karakterleri gerek toplumcu gerçekçi köy romanlarındaki karakterlerle gerekse de dünya edebiyatındaki edebiyat ürünleriyle karşılaştırmanızı tavsiye ederim. Bu size karşılaştırmalı bir edebiyat incelemesi yapma fırsatı da tanıyacaktır. Peki "seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım" ile başlayan ve 76 sayfa noktalamasız bir şekilde soluksuz süren bölümü nasıl okuyacağız? diye de soruyor ve bir Rap parçası gibi okunabilen bu kısmı merak ediyor olabilirsiniz: instagram.com/p/CNvHizDJ1Xm/ 6- James Joyce, William Faulkner, Yusuf Atılgan gibi bilinçdışı ile bilinci sıklıkla kullanan ve kitaplarında bilinç akışı bölümlerine sıklıkla yer veren yazarları okumuş olmanız size yine büyük bir avantaj kazandıracaktır. Ama bu yazarları okumamış olarak da Oğuz Atay okuyabilirsiniz. Sadece bilincin dışavurulduğunu, en saf haliyle göründüğünü ve anlatıcı değişiminin Atay tarafından nasıl ustalıkla işlendiğini bu bölüm için aklınızda tutmanız gereken yönler olarak tavsiye ederim. 7- Tutunamayanlar kitabını Freudyen ve libido temelli bir psikanaliz yorumuyla değil de daha çok Jungiyen yani gölge ve persona benliklerin çarpıştığı bir psikanaliz yöntemiyle yorumlamanızı tavsiye ederim. Yıldız Ecevit de bunu öneriyor. 8- Oğuz Atay'ın kitaplarını "Sonunda ne olacak?" acaba düşüncesiyle okumayın. Çünkü Tutunamayanlar'ın 447. sayfasında Oğuz Atay bu kaygınızı kendi cevaplamıştır: "Hayatımın, başı ve sonu belliydi; hiç olmazsa ortasını kaçırmamalıydım." Oğuz Atay kitaplarının ve Tutunamayanlar'ın da başı ve sonu bellidir, hiç olmazsa ortasını kaçırmayın. 9- Oğuz Atay'ın kitaplarını akıcı ve sürükleyici olması klişelerinizle okumayın. Oğuz Atay zaten edebiyatımızda klişeleri en çok yıkmış yazarlarımızdan biridir. Belki de en değerlisidir. Artık akmayan, sizi zorlayacak ve bunun sonucunda da sizin okuma çıtanızı yükseltecek kitapların arayışında olmalısınız, o yüzden Tutunamayanlar kitabındaki viskoziteyi bir de böyle düşünmenizi tavsiye ederim. 10- Sadece bu kitabı değil, başladığınız hiçbir işi bir tutunamayan olmamak adına yarım bırakmayın. Nikos Kazancakis'in Zorba adlı kitabında 261. sayfada yazan o harika cümleleri hatırlayın: "Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan, avara et ve korkma!" İsterseniz bütün bu yazdıklarımı ve Oğuz Atay hakkındaki diğer detayları bir video olarak da izleyebilirsiniz: youtu.be/INZw0WFskak Daha çok okurun bu Tutunamayanlar rehberinden faydalanabilmesi için bu incelemeyi paylaşabilirsiniz. Keyifli ve Oğuz Atay'ın tutunamadığı şeyler arasındaki tehlikeli oyunlarınızın ihtimallerini daha çok keşfetmeye yakınlaşabileceğiniz, oyunlarla yaşadığınız ve korkularınızı beklerken bu arada kendinizi de unutmadığınız meraklı okumalar dilerim.
Tutunamayanlar
9.0/10
· 35,5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
Yorum
44
Paylaşım
638
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
En Yeniler 
Nur
Bir hevesle Oğuz Atay'ın bu kitabını alıp yarım bırakmıştım. Sonra da bu kitabı bu kadar seven varken ben neden ısınamadım bir türlü diye düşünüp durdum ve tekrar okumak için kitabı elime aldığım sırada paylaşımınızı gördüm. Oğuz Atayı anlamak diye bir şey varmış gerçekten. Bir süre daha Tutunamayanları okumak için beklemem gerekecek :) Tavsiyenize uyup Oğuz Atay'ın diğer kitapları ile başlayacağım Tutunamayanları anlama yolunda ki serüvene. 🙂
1
2
Oğuz Aktürk
evet, kesinlikle öyle bir durum var bence. :) umarım onu çok daha iyi anlayabilecek duruma erişebiliriz zamanla. değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum
3