576 syf.
·7 günde·10/10 puan
"Dünyalılar,
birazdan okuyacağınız bu inceleme, ideolojisine körü körüne bağlanmış şahsiyetler için uygun olmayan cümleler içermektedir.
Bay K. keyifli okumalar diler."

Dünyalılar, Bay K. Cehennem'den korkmuyor. Sizler de korkmayın.
İnsanların, insanlara insanlık dışı olgularla hükmettiği bir dünyada yaşıyoruz,  neden Cehennem'den korkalım ki?
 

Cehennem, insanların karşılıksız sevgiden bihaber yaşadığı dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, insanların kitaplardan, Türkiye'nin adalete olan uzaklığından bile daha uzak kaldığı bu dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, insanların birbirlerinin inançlarına saygı duymadığı, bununla kalmayıp alay edip aşağıladığı bir dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, Twitter'da hastag'lerde kadın ismi görünce; yine mi bir kadın cinayeti oldu acaba diye hastag'e bakamadığımız; bunun üzerinden pirim kasanların kendi hayatındaki kadınlara( anne, kız kardeş, sevgili, eş) sanal alemde ayıpladığı her şeyi fazlasıyla yaptığı dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, toplum eşitliğinin olmadığı( Örneğin bir erkeğin kız arkadaşının olmasının şahlandırıldığı, bir kadının erkek arkadaşının olmasının aşağılandığı) bir dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, manav görünce aklına evladı gelen ve  içerleyen anne-babaların olduğunu bir dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, evine ayda yılda bir et giren birilerinin, patronunun evine her gün girmesi için çalıştığı bir dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem, asırlar boyu savaşmış, şu an oturdukları beldeyi döktükleri kan ile kazanmış ecdada  düşman büyüyen insanların olduğu;  milleti  küllerinden vâr edip ülke kuran Ata'ya, o ülkedeki yaşayan insanların kin tuttuğu bir dönemden daha ne kadar kötü olabilir ki?

Cehennem diyorum Dünyalılar, insanların bulunduğu yerden daha ne kadar kötü olabilir ki..

Bu arada merhabalar Sevgili Dünyalılar, biraz tatsız giriş yaptım farkındayım ama gerçekler hep böyle tatsız, tuzsuz.
Gelin biz tadımızı da tuzumu da kitaptan alalım.

Kayıp Sembol'de yaptığı finalle beni üzen Dan Brown hemen Cehennem kitabıyla gönlümü aldı. Hem de ne aldı ama.. 576 sayfa olan ve  klasik Dan Brown kitabı kalınlığında olan bu kitap, diğer kitaplarında olduğu gibi gözünüzü korkutmasın. Aksiyonu ve Dan Brown'un eşsiz hayal gücüyle kitabı ne ara okuyup bitirdiniz pek farkına varamayacaksınız. Benim bir haftada okuduğuma bakmayın. Vizelerim ve bir kaç işlerim olduğu için pazartesi günü başlayıp cuma bitirebildin. Hatta girmiş olduğum Havacılık Emniyeti vizesinde vizem erken bitince sürenin dolmasına 12 dakika kalmıştı ve ben direkt meraktan dolayı kitabı alıp okumaya başlamıştım. Tabi araştırma görevlisi 0336 Kadir bırak kitabı, ne yapıyorsun sen! diye ikâz edince bırakmak zorunda kalmıştım. Cehennem, böyle sınavların olduğu zamandan daha ne kadar kötü olabilir ki? :D 

Kitap adını ünlü yazar Dante Alighieri‘nin İlahi Komedya‘sının bir bölümü olan Cehennem’den alıyor; zaten kitap da cehennem tasvirleri sıkça yapılıyor ve bu da romanın iskeletini oluşturuyor. Bir çok tarihi gerçeği de kitap da görmek mümkün. Dante’nin neden bu ünlü eserine İlahi Komedya dediğinden tutun da, Dante’nin bu ünlü eseri konusunda büyük ustaların yaptıkları çalışmalara kadar bir çok ayrıntı kitap da yer alıyor.


Kitabın konusuna gelecek olursak, Profesörümüz Robert Langdon'ın kendini başından vurulmuş bir şekilde hastane odasında bulması ile başlıyor. Robert hiçbir şey hatırlamıyor ve peşinde bir suikastçi var.Hastaneden genç bir kadın doktor yardımı ile kaçıyor ve yine bu doktor sayesinde hem suikastçiyi hem de Amerikan hükümetinin profesyonel askerlerden oluşan timi defalarca atlatıyor! İlerledikçe öğreniyoruz ki dahi biyokimyacı Bertrand Zobrist dünyadaki tüm felaketlerin nüfus artışından kaynaklandığına ve mevcut  nüfusun yarısı kadarının ortadan kalkmasının dünyayı kurtaracağına karar vermiş. Bunun için bir salgın oluşturup nüfusu yarıya indirme amacına varan kişilerden oluşan insanlarla karşı kahramanız Robert Langdon kendi de nasıl olduğu bilmediği bir şekilde mücadeleye girmiş bulunuyor. Kitapta sayfa 441'de şu şekilde geçiyor:
"Dünyayı Kurtarabilirsin.Eğer sen kurtarmazsan, kim kurtaracak? Eğer şimdi kurtarmazsan, ne zaman kurtaracaksın?"


Kitapta çoğu yerde ters köşe oluyoruz. Misal 100 sayfa okuyoruz ve aslında bunun bir oyun olduğunu öğreniyoruz. Yani Dan Brown en iyi yaptığı işi yapıyor: sağ gösterip sol vuruyor.
 
Kitabın çoğunluğu Floransa ve Venedik'te geçse de son kısım İstanbul'da yaşanıyor. Final İstanbul' da oluyor. İstanbul'u o kadar güzel betimlemiş ki, sanırsınız 50 sene burada yaşamış. Özellikle sayfa 467'de bir kısım her şeyi özetleyen nitelikte.

"Burası ikiye bölünmüş bir dünya, karşıt güçlerin şehriydi: Dindarlar laikler; eski ile yeni; doğuyla batı...Avrupa ile Asya arasındaki coğrafi sınırda duran bu ebedi şehir, gerçekten de eski dünyadan daha da eski bir dünyaya uzanan bir köprüydü.
İstanbul."

Kafamı kurcalayan soru da şu; kitapta Dünya Nüfusunun yarıya indirilmesi için bir virüs hazırlanıyor ve bu biyolojik silah olarak kullanılmak isteniyor. Akla gelen ilk şey de koronavirüs. Yok artık Dan Brown desem de bunun koronavirüs ile ilgisi var mı yok mu merak ediyorum bayağı. Henüz ikna olmadım lakin Dan Brown'un o eşsiz hayal gücü ve ileri görüşlüğü tekrardan kendine hayran bıraktırıyor. Her okuduğumuz kitabında kendisini neden sevmemiz ve okumamız gerektiğine her defasında ikna ediyor yılmadan.

Benden bu kadar Dünyalılar. Vakit ayırıp buraya kadar okuduysanız teşekkürlerimi sunup müsadenizi istiyorum. Ve aynı zamanda akşam Hatay'ın Beşiktaş'ı yenmesi için dualarınızı da bekliyorum.

Kitapla kalın..