·355 syf.····Okunma: 10 Mayıs 2021 10:54 Kitabı okurken çoğu zaman aklıma, bir Erzurum atasözü geldi: "Ölüler de sanıyor ki, diriler her gün helva yiyir." (Tabi Kurtlar Vadisi 16. Bölüm'de Çakır da öyle söylemiş.) Yani ne demek istiyorum? Tamam abicim tek çocuk olmanın belli başlı dezavantajları vardır ama bu demek değildir ki kardeşi olanlar üst insan, ideal insan. Kitapta tek çocuğa ait olduğu söylenen çoğu özellik kardeşi olanlarda da mevcut. Zaten kitabı yazan iki kişi de tek çocukmuş, 60 tane tek çocukla görüşmüşler. Yani biraz kardeşleri olan insanlarla karşılaştırsalar, kardeşleri olanlara da söz hakkı verseler ya da onların da kişiliklerini çözümleseler aslında tek çocuğa atfettikleri özelliklerin aslında kardeşi olan çocuklarda da sıklıkla gözlemleyebileceklerini fark edebilirlerdi. Zaten öyle olmasa bunca kişilik bozukluğuna sahip insan dünyada var olur muydu? Tek çocukluğa gelinceye kadar genler, çevre, anne-babanın kişiliği, ekonomik durum gibi pek çok etmen var bence. Birbiriyle kanlı bıçaklı olan bunca kardeşin olması da cabası. Elbette iyi bir kardeşe sahip olmak dünyadaki en güzel şeylerden biri ama tersi daha çok karşılaşılan bir durum.
Bir de harbiden "fakirin" adı yok abi. Röportaj yaptıkları 60 çocuktan çoğu diyor ki "Tatillerde otel odasında, hep hayatı sorgularken bulurdum kendimi" Buna "Bulmuş da bunuyor." da denilebilir bence. Tabi aslında şu da var, tek çocuğa sahip olanların çoğu zengindir zaten. Yine de maddi durumu iyi olmayan tek çocuklara da söz hakkı verilse iyiymiş. Böyle çok zengin gözünden olmuş.
Elbette kültür farklılığını da göz ardı etmemek lazım. Kitap tamamen İngiltere'deki çocuklar hakkında. Sonuçta belli başlı şeyler ortak olsa da, kültürel olarak bize çok da uymadığını söyleyebilirim.
Bu kadar uzun bir kitap yazmaya gerek yokmuş aslında. Çoğu tahmin edilebilecek şeyler: "Bencil olurlar, patlaşmayı bilmezler. Büyüklerle iyi anlaşırlar, sosyal yönden zayıftırlar, aileleri tarafından omuzlarına ağır sorumluluklar yüklenmiştir." gibi pek çok şey. Mükemmelliyetçi olmaları, kendilerine özel alan ihtiyaçları olması da cabası. Ama tıpkı Nietzsche'nin dediği gibi: "Bu dahil bütün genellemeler yanlıştır."
Bizim kültürümüzde de, toplumda da büyükler "Tek çocuk hiç çocuk." diyerek tek çocuğu hiç tasvip etmez. Bunda pek çok etmen rol oynamıştır elbette. Eskiden bebek ölüm oranları yüksek olduğundan, çocuğunu kaybettiğinde anne babanın yalnız kalması, tarım toplumu olduğumuzdan insan gücüne yoğun bir şekilde ihtiyaç duyulması, savaşlar çok olduğundan çok sayıda insana ihtiyaç duyulması gibi daha sayamayacağım pek çok neden var. Yani tek çocuk istenmemesinin altında basitçe "Ah canım çocuk tek kalmasın, yazık o çocuğa." yatmıyor. O mahalledeki teyzenin de işi gücü yok milletle uğraşıyor çok fazla takmayın.
Sonuç olarak benim zannımca, okunmaya değmeyecek bir kitap. Aynı şeyleri dön dolaş anlatmış yazarlar. Yalnızca tek çocuğa sahip olmayı düşünenlerin bir bakış açısı edinebileceklerini düşünmüyorum.