ve yine halkın, gönüllerin , yeni türkünün seçimi. barış pirhasan'ın kısaltılmış uyarlamasıyla yağmurun elleri ya da cevat çapan'ın çevirisiyle hiç gitmediğim bir yerde listede. İkisini de ekliyorum aşağıya. iyi okumalar
yağmurun elleri
küçücük bir bakışın
çözer beni kolayca
kenetlenmiş yapraklar gibi
sımsıkı kapanmış olsam
yaprak yaprak açtırırsın
ilkyaz nasıl açtırırsa
ilk gülünü gizem dolu
hünerli bir dokunuşla
hiç kimsenin yağmurun bile
böyle küçük elleri yoktur
Bütün güllerden derin
bir sesi var gözlerinin
başedilmez o gergin
kırılganlığınla senin
her solukta sonsuzluk
ve ölüm…
--
hiç gitmediğim bir yerde
hiç gitmediğim bir yerde, sevinçle ötesinde
her türlü yaşantının, kendi sessizliği var gözlerinin:
en ince kımıltısında birşey var içime gömen beni,
birşey dokunamayacağım kadar bana yakın
kolayca açar beni en ürkek bir bakışın
parmaklar gibi kapamış olsam bile kendimi,
sen hep yaprak yaprak açarsın beni, Baharın
(dokunup ustaca, gizlice) açışı gibi ilk gününü
ya da beni kapatmaksa istediğin, ben,
hayatım kapanırız güzelce, birden
karın her yere özenle inişini
düşleyen yüreğince şu çiçeğin;
duyduğumuz hiçbir şey bu ülkede
erişemez gücüne sonsuz inceliğinin:
renkleriyle yapısının beni bağlayan,
öldüren, hiç durmadan, her nefeste
(bilmiyorum nedir bu sende olan, bu kapayan
ve açan; yalnız anlıyor içimde birşey
gözlerinin sesini güllerden derin olan)
kimsenin yok, yağmurun bile, böyle küçük elleri