Çok Yaşa Büyücü Tanrıça Kirke
7/10
·408 syf.··
2021 3. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2021 00:03
(Hikaye hakkında fazlasıyla bilgi içermektedir.) Yunan mitolojisi’nde başı çeken üç büyükler ve/veya 12 Olimposlu üzerine yazılmış bir çok eser sonrası, nadir olarak ismi geçen, çok bilinmeyen Tanrıça Kirke üzerine yazılmış bir eser olarak orjinalliğe ilk adımını bence karakter seçimi üzerinden yapmış. Mitoloji hakkında bilgi sahibi olmama rağmen, Kirke üzerine yaygın bir kaynak- eser olmadığından veya benim rastlamamdan, Kirke’nin büyücü tanrıça olması ve Helios’un kızı olması dışında pek bir bilgim yoktu. Kitap benim için mitolojide yer edinmiş ama fazla bilinmeyen birini keşfetmeme sebep oldu. Kitapta bahsedilen Kirke, özellikle başlarda, Yunan mitolojisinde bahsedilen ihtişamlı, güçlü tanrıçalar arasında olmasına rağmen silik, güçsüz, bilgisiz ve tecrübesiz olarak anlatılmıştı. Gücünü bulamaması, bilgi ve tecrübe eksikliği, iletişim eksiklikleri ve hataları ile daha da silik, güçsüz olarak lanse edilmişti. Bir tanrıçadansa normal bir kadın olduğu yönünde güçlü vurgular ve anlatımlar vardı. Sevilmemesi, sevilmek ve onaylanmak için kendini paralarcasına uğraşları beni oldukça üzdü. Üzmenin yanında da kızdırdı. İlerleyen zamanlarda çok güçlü olacak bir tanrıçanın bunca hor görülmesi bunca aşağılanıyor olması bana gerçekçi gelmedi. Bu bana Yunan mitolojisinde Kirke’nin yerini ve kitabın hikayesinin gerçekliğini sorgulattı. Gerçekten bu kadar güçsüz ve silik bir karakter miydi? Uzun bir süre boyunca gücünü bulmayı bile istemedi. Koskoca büyücü tanrıçanın bu kadar aşağı seviyelerde anlatılmasına ve bunun doğruluğuna inanmak istemedim. Hayatının ve çevresinde kendini sevdirmek için uğraştıklarının yüz çevirmeleri, güven ve sevgisini sarsmaları, onu bir başına bir adada bırakmaları üzerine gücünü kazanan Kirke bana göre hayatın ceremesini fazlasıyla çekmiş bir kadın. Bunca sıkıntı üzerine ya tüm gücüyle ortaya çıkacaktı ya da kaybolup gidecekti diye düşünürken o tüm ihtişamıyla herkesin karşısına dikildi diyebilirim. Tabi bu yolda kayıpları çoktu. Değer görmeyişi bazı yerlerde pik noktası yapmıştı ki sevdiği ölümlü adamı tanrı yaptığı halde karşışığında istediği sevgiyi alamaması benim için de kızgınlığın pik noktasıydı. Bu davranış insanların ne kadar nankör olabileceğinin kanıtıydı. Odyseus hakkında yazılanlar ilgimi fazlasıyla çekti. Sonunda Kirke kendine yakışabilecek bir sevgi-aşk yaşayabilecek düşüncesini oluşturdu. Tabii Odyseus’un gidip gelmeleri, bir eşinin oluşu buna ne kadar karşı çıkıyor olsa da yaşadıkları sevgi karşılıklı ve olabildiğince gerçekti. Bunca yalnızlık çekmesine karşın Odyseus ve özellikle oğlu Telegonos’la kurduğu ilişkiler de önceki başarısız ilişkilerine göre, zaman geçtikçe olgunlaştığını ve kendini ve gücünü bulduğunu gösteriyordu. Birilerini sevebilmeyi bunca isteyen biri için sevgisini bu kadar az kişiye gösterebilmesi bence üzücüydü. ‘Deli olmayan bütün varlıkların arkadaşa ihtiyacı vardır.’ cümlesi bunca yalnızlık çeken birini anlatırken kullanılan oldukça vurgulayıcı ve beğendiğim bir cümleydi. Kimsenin yapamadığını yapıp yüce Vatoz tanrısının kuyruğunu alıp kullanabilmesi, oğlu için göze aldıkları, çevresindeki nankörlere karşı gittikçe güçlenmesi ile kitabın son yarısı benim için daha tatmin ediciydi ve gerçekten bir tanrıçaya yaraşır bir anlatıma sahipti. Mitolojiyi ilk kez okuyacaklar için bir başlangıç kitabı olabileceğini düşünmüyorum. Çünkü mitolojinin ana karakter ve hatlarını anlatmıyor, yan karakter olarak sayılabilecek(özür dileyerek bu şekilde belirtmek zorundayım) Kirke’ye odaklanıyordu. Betimlemeleri bazı yerlerde gereksizce uzundu diyebilirim ki ben betimlemeleri genelde severim. Belki uzun betimlemelerden kaynaklı olarak kitaptaki yan karekterler derinlemesine yazılmamıştı. Bazı kısımlarda kitabın yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Olaylar karakterler ve aradaki ilişkiler daha detaylı bir şekilde anlatılabilirdi. Kirke’nin ailesi ile olan sorunlu ilişkilerinin ardındaki sebepler ve travmalar bu sebeple düzgün bir şekilde lanse edilememişti. Fantastik ve mitolojik bir kitap olmasına rağmen daha çok ölümlü diyebileceğimiz insani yönlere odaklanmıştı. Bu sebeple tam olarak fantastik bir kitap denemez bence. Kitabın ilk yarılarında Kirke’yi aşağı seviyelerde anlattığından pek sevemesem de devam eden kısımlar daha akıcı ve beğenerek okuduğum kısımlardı. Yüzeysel kaldığı kısımlar dışında Kirke olabildiğince güzel ve dokunaklı anlatılmıştı. Hayatındaki bütün zorluklara ve değersiz kişilerin yaptığı haksızlıklara karşın dimdik duran Tanrıça Kirke benim kalbimi kazandı diyebilirim.
Mitoloji
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
··1 alıntı·
131 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gaye Aldinç
Gönderi Sahibi
Okuma grubumuzdan önce okumuş olsam bile keyifli bir yorumlama akşamı oldu. 🥰 nihal baysal cindo