Rahmetliyi lise yıllarımdan tanırım, aklımda hep “tam da devrinin adamı” nitelemesiyle kalmış. Eserde de düşüncelerime karşılık buldum. Renan’ın ulus kavramı üzerine konferansıyla birlikte Renan hakkında kısa bir girizgahla başlıyor eser. Dedim ya, tam da devrinin adamı; Saint Simon ve Comtelarla birlikte başlayan pozitif dünya algılayışı Renan’da bir nebze bilim dini algı olarak karşılık bulmaktadır. Nitekim soydaşı Rousseau gibi zihninde yeni bir din formu da şekillenmiştir: Bilim dini. Ulus üzerine tanımlamaları ise kendisinin düşünsel vatanı olarak beyan ettiği Almanya’nın bir Alman sorunsalı olan romantizminden de çokça etkilenerek kendisini geçmiş birliği ve şimdi iradesi olarak ortaya çıkmıştır. Gerçi eserde de ifade edildiği üzere Renan, düşüncede cesurken pratikte korkak fakat kurnaz bir insandır. Yer yer, duracağı yeri iyi kestiren Renan bir tutam romantizm eklenmiş bir idealisttir. Fakat şanslı bir idealist; unutmak halinin insan için önemi üzerine durup acıların birleştiriciliğinden dem vururken ölümünden sonra unutulması kendisini şanslı bir ölümsüz kılmıştır. Nitekim unutulmasaydı sonu soyadaşları Voltaire, Rousseau, Condorcet, Gouges gibi olabilirdi. Farkında olsa, kendisi de sevinirdi. Ezcümle, Renan bir dünya vatandaşıdır; yer yer ve bazen sık sık...