Adı:
Ulus Nedir?
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055302962
Çeviri:
Gökçe Yavaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
"İnsan ne diline ne de ırkına aittir: İnsan sadece kendine aittir, çünkü o özgür bir varlıktır, ahlaki bir varlıktır."

"Ulus bir hissiyat, ruhani bir ilkedir. Bu hissiyatı, bu ruhani ilkeyi aslında bir olan iki şey oluşturur. Biri geçmişte, diğeri şimdidedir. Biri ortak zengin bir hatıralar mirasına sahip olmaktır; diğeri şimdiki zamanda ortak karara varma, birlikte yaşama arzusu, bölünmemiş halde aldıkları mirası geliştirmeye devam etme iradesidir."

Geçmişe sadakat ve şimdiyi kurma arasında, bize verilene bağlılık ve seçtiğimizi yaratma arasında Ulus kaçınılmaz bir şekilde ikili ve çelişkili bir gerçektir. Ama biz, bu çelişkiye kendimizi adamışızdır. Renan'ın büyüklüğü de bunu bize hatırlatmasındadır, çünkü kökleri tarihe dayanmayan hiçbir şey mümkün değildir, halk ve bireylerin kendi kaderlerini tayin etme haklarına dayanmayan hiçbir şey de meşru değildir.
Eser, Strauss ve Renan'ın tartışmaları, mektuplaşmaları ile başlıyor. Bu tartışma önceleri nazikçe başlamış fakat sonrasında oldukça sertleşmiştir. Daha sonra Renan'ın 11 Mart 1882 tarihinde Sorbonne Konferası (ULUS NEDİR) konuşmasını okuyorsunuz. Burada, ırk ve ulus kelimelerinin farklılıklarından, oluşumlarından,gerekliliklerinde ve anlam kaymalarından bahsediyor. Son bölümde ise bu konferansın ve Renan'ın, Jean-Marie Tremblay tarafından analizleri tek tek yapılıyor. Bu analizler de en dikkat çekici başlık bana göre Renan'ın Irkçılığı başlığı idi. Bu konferans dönemi için bir başyapıt sayılmıştır.
Kitap oldukça kısa. Yazara (Ernest Renan'a) ait olan asıl bölüme geçilmeden önce, Ernest Renan'ın kişiliği, düşünce tarzı ve olaylara yaklaşımı hakkında bilgi veren bir ön içerikle karşılaşıyorsunuz. Kendi döneminin dogmatik düşüncelerini taşıyan, bazı düşüncelerden sıyrılamamış fakat aynı zamanda bilime önem veren bir kişilik ile karşılaşıyorsunuz. Yazarın ulus ve ırk gibi kavramlar üzerine yaptığı açıklamalar ve verdiği örnekler çarpıcı. Verilen örnekler, yazarın kendi döneminin öncesinde ve kendi döneminde var olmuş devletler üzerinden olmakla beraber, her ne kadar artık o zamanda değil de 21. yy'da yaşıyor olsak da günümüzde de rastlayabileceğimiz ulus devletlerin yapılarını yansıtan, güncelliğini yitirmemiş örnekler.

"...Habsburg Hanedanı toprakları içindeki farklı unsurları eritmek yerine onları birbirinden ayrı ve genelde birbirine karşıt olarak tutmuştur. Bohemya'da Çek ve Alman unsurlar bir bardaktaki zeytinyağı ve su gibi birbirinin üstünde dururdu. Ulusları dine göre ayıran Türk politikasının (Osmanlı dönemi izlenen politikalara atıfta bulunuyor) daha ciddi sonuçları oldu: Doğunun çöküşüne sebebiyet verdi. Selanik veya İzmir gibi bir şehri ele alın, buralarda her birinin kendi anıları olan ve aralarında ortak neredeyse hiçbir şey olmayan beş altı topluluk bulabilirsiniz. Oysaki ulusun özü tüm bireylerin ortak birçok şeye sahip olması ve aynı zamanda hepsinin pek çok şeyi unutmuş olmasıdır. Hiçbir Fransız vatandaşı kendisinin Burgonyalı mı, Alanlardan mı, Tayfallardan mı, Vizigotlardan mı olduğunu bilmez; tüm Fransız vatandaşları Aziz Barthelemy Gününü ve XIII. yüzyıl Güney katliamlarını unutmak zorundadır. Fransa'da kökenlerinin Frank olduğunu ispat edebilecek on aile yoktur, buna kanıt bulsalar bile o kanıt aslında soy bilimcilerin tüm sistemlerini alt üst edecek binlerce bilinmeyen kesişme nedeniyle yetersizdir. Bu durumda modern ulus aynı yöne yönelen bir dizi olgunun doğurduğu tarihsel bir sonuçtur."

Yazarın bu kısımda ve sözlerinin devamında varmak istediği sonuç ise şudur. Bir ulusta yer alan bireyler birbiriyle aynı dili konuşuyor olabilirler fakat bu onları bir arada tutmak için en etkili, en önemli etmen değildir. Ulusların oluşumunda bir tarihsel süreçten geçilmiştir. Bu tarihsel sürece katkısı bulunanlar bizim "atalarımızdır". Uluslarda ata figürü önemlidir. Bir ulusa ulus diyebilmek için ise ne o ulusta kullanılan ortak iletişim aracı olan dil ne de din yeterli değildir. Ulusu ulus yapan, bir ulusa mensup olan bireyleri bir arada tutan etmenler ise ortak geçmiş, acılar ve yaşanmışlıklar olmakla beraber bir gelecek kurma, bir arada bir bütün olarak yaşama ülküsüdür. Geçmişi ile bağlarını yitiren, daha ileri bir hedefi gerçekleştirmek uğruna birbirleri için fedakarlıkta bulunamayan, acıları ortak olmayan, birlikte bir bütün olarak yaşama hedefi bulunmayanlar bir ulus inşa edemezler.

Kitaba 10 puan verme sebebim ise yazarın kendi dönemine ait örnekleri titizlikle birleştirebilmiş ve bunları netleştirebilmiş olmasıdır. Ayrıca genel kültür anlamında da bana katkısı olmuştur. Kişisel görüşüm, kısa ve öz içeriğe sahip olan bu kitap, hem yazarı tanımak açısından hem de günümüzde de sıklıkla tartışılan kavramları netleştirebilmek açısından okunmaya değer bir kitaptır.
Özetliyorum, beyler. İnsan ne ırkının ne dilinin ne dininin ne nehirlerin akışının ne sıradanlığın yönünün kölesidir. Sağlıklı bir akla ve sıcak bir kalbe sahip büyük bir insan topluluğu ahlaki bir bilinç yaratır, bu bilince ulus denir.
Irka verilen aşırı dikkatin tehlike ve sakıncaları vardır. Ulusal sayılan bir kültürle kısıtlanır ve ona hapsoluruz. İnsanlığın vadisi içinde nefes aldığımız açık havayı terk eder, yurttaşlar cemiyetine kapanırız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ulus Nedir?
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055302962
Çeviri:
Gökçe Yavaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
"İnsan ne diline ne de ırkına aittir: İnsan sadece kendine aittir, çünkü o özgür bir varlıktır, ahlaki bir varlıktır."

"Ulus bir hissiyat, ruhani bir ilkedir. Bu hissiyatı, bu ruhani ilkeyi aslında bir olan iki şey oluşturur. Biri geçmişte, diğeri şimdidedir. Biri ortak zengin bir hatıralar mirasına sahip olmaktır; diğeri şimdiki zamanda ortak karara varma, birlikte yaşama arzusu, bölünmemiş halde aldıkları mirası geliştirmeye devam etme iradesidir."

Geçmişe sadakat ve şimdiyi kurma arasında, bize verilene bağlılık ve seçtiğimizi yaratma arasında Ulus kaçınılmaz bir şekilde ikili ve çelişkili bir gerçektir. Ama biz, bu çelişkiye kendimizi adamışızdır. Renan'ın büyüklüğü de bunu bize hatırlatmasındadır, çünkü kökleri tarihe dayanmayan hiçbir şey mümkün değildir, halk ve bireylerin kendi kaderlerini tayin etme haklarına dayanmayan hiçbir şey de meşru değildir.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Vertigo
  • Kemalist
  • Melisa Eriş
  • Burak CAN
  • Furkan Soybulut
  • Hikmet Dokuzuncu
  • CAN KARTAL
  • Moiz Efendi
  • ismail
  • o.ö

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%25 (1)
5
%25 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0