FORSA HALİL
REŞAT EKREM KOÇU
.....
1500'lü yılların sonuna doğru Sultan Üçüncü Murat vaktinde payitaht İstanbul'da geçen envai çeşit entrika ve sırlarla dolu polisiye bir roman okudum.
Payitahtın varlıklı zatları,kimi vakit tek başına,kimi vakit de aile fertleri ile beraber sırra kadem basarlar.
Genç yaşında dul kalmış Gülyağcı Zübeyde Hanım, yıllarca kadılık yapmış Kara Hüsam Efendi, mücevher ustası Hacı Takiyyüddin Zenbur Efendi, Bodrum'lu Bali Kaptan, mücevherci İshak Çelebi ve torunu....Bu zatı muhteremler Forsa Halil'in kurbanlarından...Ortak özellikleri Karun kadar zengin olmaları...
Cebecibaşılıktan emekli Halil, namı diğer Forsa Halil kurduğu bu suç teşkilatı ile türlü rezilliği ve zorbalığı yapmakta lakin yakayı ele vermemektedir...Maktüllerden birinin sadık uşağı Deli Bekir mevzunun peşine düşer ...Bekir'in ,Forsa Halili bulma çabası sizce sonuç verecek midir?
Devamı eserde efenim ...
..... Döneme ait pek çok ayrıntı,yalın ve akıcı bir üslup ile kaleme alınmış ,yaşanmış bir polisiye romanı okumak isterseniz naçizane tavsiye ederim efendim Sonuçta Reşat Ekrem Koçu'nun kaleminden .Fevkalade
Kitaptan alıntılar:
*16 asır sonlarında Sultan 3. Murat zamanında geçen bu vaka bir roman konusudur.
*Aradan aylar geçti, vakanın senesi oldu,Gülyağcı'nın Zübeyde Hatun ile iki halayığından haber çıkmadı. İçinden Arnavutlar da çıkıp gittikten sonra bahçenin sokak kapısı da mühürlenmiş olan Cevizli Konak sahipsiz mal olarak hazine adına satıldı. Hanımın esrarengiz bir şekilde kaybolması, güzel konağ'ın hakiki kıymetinden yarı pahasına gitmesine sebep olmuştu, bir Suriyeli satın aldı.
* Efendi içinden "Canım İstanbul"dedi, kız İstanbul ağzının bülbül dili ile konuşuyordu.
*İri, zümrüt gibi bir çift göz, oya gibi kıvrık kıvrık kirpiklerinin arasından efendinin can evine işlemişti.Göz kaytanları ağlamaktan hafifçe kızarmış, kızın ilahi bakışlarına başka mana vermişti. Ya bakışındaki o melekane, masumiyet...Aman ya hey!
*Hani sokak ortası olmasa çocuk gibi ağlayacaktı. Kadıefendi olmayınca aç mı kalacaktı? Hayır 25 yıl soğan ekmek ve peynir yemeye alışmış adam koca İstanbul'da iş mi bulamazdı?40 yaşında gücü kuvveti yerinde okuma yazma bilir...
İşte bunu düşündüğün zaman yüreği sızladı. Onu yıllarca çul çaput içinde, yalın ayak gezdiren ona soğan ekmek yediren Kara Hüsam Efendi Deli Bekir'in kafasınıda giydirmiş ve beslemişti;*yüreği minnetle sızladı.
*Devrin uleması,şurası,şurası Hacı Takiyüddin Zenbur'un konağında sık sık toplanır oldular ve onun sohbetinden zevk,nakış aldılar.
*1595 yılının sonbaharında doğruydu Saray-ı Hümayun'dan, bizzat Valide Sultan tarafından davalıya iki murassa Kemer ısmarlanmıştı.
*Forsa Halil,Galata Kulesi'nden çıkarken kafasının içinde yine bir ışık damlası düştü ve sonra bu ışık damlasının etrafında şeytani çemberler dönmeye başladı.
*Sadrazamın kanaatinde İshak Çelebi başka yerde öldürülmüş, şüpheleri saray üzerinde toplayarak tahkikatın seyrini değiştirmek için sarayın odun ambarında bırakılmıştı. Bab-ı Hümayun kapıcıları olan bostancılar arasında bu adamın saraya girdiğini gören tek kişi yoktu.
*Hürafata inananlar hükmü derhal verdiler;"Çin işi ,şeytan mekri..."dediler.