Mustafa İnan, düşünmek yalnız 'aklı selim'le olmaz, demek istiyor yani. Bilgi diye bir şey de var. Bilgi de çok yönlüdür. Meselâ dil üzerinde düşünebilmek için, Boole cebrini, kibernetik teorisini, mantık kurallarını ve daha birçok şeyi bilmek gerekir. Bu arada yabancı ve hazır fikirleri tekrarlamak tehlikesi de vardır. Bunlar, özellikle bizim insanımızı bekleyen tehlikelerdir: “Kalıp sözler, moda sözler, hazır nükteler, hep düşünce zorluğuna dayanır. Henry Ford'un dediği gibi, 'Düşünmeye mecbur kalmak bir kimse için en büyük cezadır.' Güçlük de tembellik ve üşenme doğurur. Yeni fikir imal edememek, 'Müktesep Cehalet'i doğurur:
Kisbsiz ta o kadar cehl olamaz
Cehlin ol mertebesi sehl olamaz.”
Evet, karmaşık cahillikler de vardı. Düşünmek genellikle uzun ve yorucu bir 'vetire' idi; insan da bu uzun zinciri bir yerinden koparınca spekülasyona sapar ve dogmatik prensiplere sığınırdı: “Maalesef münevver sınıfta buna çok rastlıyoruz. Zorluk ve sebatsızlık yüzünden muhakeme duruyor ve saçma sonuçlara farkına varılmadan gidiliyor. Goebbels de bundan yararlanıyordu: 'İnsanlarda bu düşünme tembelliği oldukça, bizim meslek daima geçerli olacaktır.' Bugün birçok insan dinin dogmalarına kapılmamakla öğünür. Halbuki batıl inançlar dinin dogmalarından farklıdır. Meselâ böyle biri rahatlıkla gazetelerdeki, dergilerdeki yıldız falına inanır; ileriyi düşünme tembelliği onu böyle gülünç bir duruma düşürür. Propagandaya kapılmak, Goebbels'in dediği gibi, kendi yerine düşünecek, meseleleri halledecek birini bulmanın rahatlığından ileri gelir."