8/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Hepimiz en azından bir kez Mercan Adasını duymuşuzdur. Mercan Adası 1857 yılında yayınlanmış bir çocuk kitabıdır ve 3 gencin bu adaya düştükten sonraki maceralarını anlatır. Sineklerin Tanrısı çevirmen hanımefendinin de belirttiği üzere Mercan Adası'nın çağdaş bir uygulamasıdır hatta önemli roller oynayan 2 çocuğun adını da bu kitaptan vermiştir. Kitabın başlarında da Mercan Adasıyla aynıymış gibi bir hava verse de ilerledikçe durumların nasıl dehşet verici bir hal aldığını ve bu kitabın çocukların için o kadar da uygun olmadığını anlıyoruz. Okurken çocukların konuşma tarzı kitaba yansıtıldığı için düşünme şekilleriyle çok bağdaştıramadım en başlarda. Kitabın ilerleyişi gereği çok fazla sorumluluk alması gerekiliyordu fakat en nihayetinde bunlar çocuktu. Bu kadar bilmişliğin, büyüklük taslamanın arasında çocukça tepkileri çok uyuşturamadım ama bu kadar şeyi anlatmanın da başka bir yolu yok tabii ki. Kitabın bazı noktalarını merakla okurken bazı noktalarının acı çektirmesi insanı sıkıyor-yani beni sıktı ne bilim işte-. Sineklerin Tanrısı gelecekte 3. Dünya Savaşı'nı andıran bir atom savaşı sırasında bölgeden uzaklaştırılmak istenen bir grup veledin uçağa bindirilip bu uçağın saldırıya uğraması sonucu mercan adasına düşmesiyle başlar. Çocuklar toplanıp kendi aralarında bir kişiyi seçerler ama ekipteki bazı fetöcüler bu seçimden tabii ki pek memnun değildir. Ekip lideri olan arkadaşımız (Ralph) adada dağılmış halde olan bütün çocukların toplanmasını sağlar ve bir görev dağılımı yapar. Barınak kurma, yemek toplama, ateş yakma vb. Daha sonra toplanıp uzaklardan gemi geçer umuduyla çok daha büyük bir ateş yakma kararı alırlar ve Teoman'ın Gemiler şarkısı eşliğinde ateşi yakmaya koyulurlar. Görev dağılımına rağmen bazı gruplar görevlerini aksatmaya bazıları ise üzerindeki sorumluluğu abartıp namus meselesine döndürmeye başlar. Bu gibi sebeplerden ve 1 2 kişinin ekip liderinin kendileri olmamasından rahatsızlık duydukları için yavaş yavaş parçalanmaya başlarlar ve grubu parçalayanların gözleri o kadar döner ki ilerleyen kısımlar da dehşet verici olaylar yaşanır. Ne kadar bir grup çocuğun yaşadığı olayları okusak da eylemleri beklenmedik sonuçlar doğuruyor. "Bir grup çocuk" tabiri ne kadar kulağa masum gelse de unutmayın ki her insan içinde iyiliği ve kötülüğü barındırır ve bu çatışmanın sonucunda kişiliğimiz şekillenir. Tabii ben filozof değilim ama kesin bu cümlenin daha havalı ve daha doğru bir hali vardır. Kitap boyunca simgesel algılar olduğunun farkına varıyor insan örneğin Domuzcuk adlı çocuğun akılcılığı temsil etmesi, en kötü durumda bile canı pahasına doğru olanı yapmaya çalışması gibi. Ne kadar bu tarz ufak tefek şeylerin farkına varsak da kitabın Sonsöz'ünü okumanızı tavsiye ederim. Çevirmen abla gerçekten gözümüzden kaçan şeyleri tek tek anlatmış bize Sonsöz'de ufak bir özetle. Hatta şöyle söyleyim Sonsöz'ü okumak kitabın bazı yerlerini okumaktan çok daha hoştu. Daha önce bir yerde okumuştum 2. Dünya Savaşı, o dönemde yaşayan herkesin masumiyetini alıp götürmüş. Artık eskisi gibi olamamışlar, insanların medeni umutları kalmamış. Yazarımız William Golding'de bu bahtsız bedevilerden biridir. Kendisi öğretmenlik yapmış , 2. Dünya Savaşında deniz eri olarak görev yapmış bir insan bunun dışında müzisyenlik ve okul müdürlüğü sıfatları da bulunmaktadır. 2. Dünya Savaşından sonra insanların birbirine neler yaptığına şahit olup bütün umutlarını yitirmiştir. Aslında savaştan kısa bir süre sonra kaleme aldığı bu kitap William Bey'in çektiği çilenin bir ürünü diyebiliriz. Tüm o, insanlara olan umutsuzluk ve "her insan kötü doğar" inancını bu kitapta görüyoruz. Peki sizce bu çocuklar için de bütün umutlarımızı yitirmeli miyiz? Adadan doğru yolu bularak kurtulabilirler mi yoksa birbirlerini yiyerek sonsuza kadar burada çürümeye mi mahkumlar? Keyifli okumalar dilerim.. Sineklerin Tanrısı William Golding
İnsan ve Toplum
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma
·
125 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çağlayan Özberk
Gönderi Sahibi
William Golding'e neden kitaptaki çocuklar sadece erkeklerden oluşuyor diye sorulduğunda şöyle bir cevap vermiş: "Erkeklerle eşitmiş gibi davranan kadınlar aptaldır. Onlar daha harikalardır ve hep öyle olmuşlardır. Bir kadına ne verirsen, onu daha iyi hale getirir. Ona sprem verirsen, sana bebek verir. Ona bir ev verirsen, sana yuva verir. Eğer ona erzak verirsen, sana yemek verir. Eğer ona bir gülücük verirsen, sana kalbini verir. Ne verirsen o çoğaltır ve daha da büyütür. Yani ona herhangi bir çöp verirsen. bir ton pislik almaya hazır ol." William Golding Sineklerin Tanrısı