Puan vermedi·296 syf.····Okunma: 06 Haziran 2021 23:20 "Izdırap çekiyorum. Sen de beni seviyor musun?" diye inliyor. Yanında duran Açığma-Kün "Sus, sus, ben de ızdırap çekiyorum." diye yanıp yakılıyor. Fakat "Ben de seni seviyorum." demiyor ve yıllar böylece akıp gidiyor." Edebiyat öğretmeni Ayşe Pusat eşi Selim Pusat'a sonunu paylaştığım bu Uygur masalını anlatıyor kitabın başında. Bu masal kitapta yaşanacak olayları tanıtıcı nitelikte.
Selim askerî lisede iken şiirler yazan ancak akademiye girince kendini harbe adamış bir adam. Cumhuriyet ve kralcılığın yarattığı çatışmalı bir dönemde Selim padişah taraftarıdır. Erlik, savaş, mücadele onun için en yüce şeydir. Selim, mesleği olan askerlikten savunduğu fikirler neticesinde ihraç edilmiş ve bunun sonucunda hayatının anlamı kaybolmuştur. Hapse girmiş ve çıkınca da kendini eve kapatmış, insanlara olan öfkesinden dolayı yaşamaktan uzak kalmıştır. Eşi Ayşe onu hayata döndürmek adına elinden geleni yapmaya çalışan, Selim'in alaycı sözlerini sineye çeken ve kocasını çok iyi tanıyan bir kadın. "Son cümlenin büyük bir kırılganlıkla söylendiği belliydi. Bunu en çok Ayşe anlamış ve Selim'in en duygulu yerinden yaralanmasını hiçbir zaman istemediği için bu eve geldiğine pişman bile olmuştu." Sizi gerçekten seven birinin yaralarınızı bilmesi aslında bu kadar güzel bir şey. Olası ihtimalleri düşünerek sizin yaranızın tekrar açılmasını engelleyecek, koruyacak girişimlerde bulunur ve gerekli tedbirleri alır.
Aslında kitaptaki olayları anlatmaktan ziyade etkilendiğim şeyleri paylaşmak istiyorum. Kitapta beni en çok etkileyen Selim'in iç muhakemesi oldu. İnsanın kendisiyle savaşması ordularla savaşmasından daha zor. Savunduğu fikirlerle, evli olmasıyla çatışan bir durum içinde bulunan Selim'in kendisiyle verdiği mücadelenin zorluğu etkiledi. İnsan bazen kendisine söz geçirmekte nasıl zorlanıyor... Aslında ona hayatı tekrardan tatlı hale getiren kişiye ulaşamamanın verdiği çaresizlik... Kafasındaki sorular, cevaplarını bulamayışı ve anlayamamanın verdiği ızdırap... "Neden?"
Kitapta aşka dair geçen diyaloglarda katılmadığım noktalar olsa da bu duygunun verdiği çaresizliği çok güzel işlediğini düşünüyorum Atsız'ın. En güzel şeyse Atsız'ın çok sevdiğim, çok anlamlı bulduğum bir o kadar da duygulandıran bir şiirine bu kitabında rastlamam oldu.
Sonunda Selim'in çıktığı mahkemede Tanrı'nın adaletini sorguladığını görüyoruz. Bu kısımda kendi mahkememi düşündüm. Kendi sorgulanışımı... Ve kitap başladığı masalın tekerrür etmesi ile son buluyor.
Atsız'ı okumak konusunda bana hitap etmeyeceğine dair önyargılarım vardı ancak bu kitabını okumam ile onu kırdı. Çünkü kitapta din, siyaset, devletler, aşk, ihanet, fedakarlık, kişisel ilkelerimiz, değerlerimiz, umut, acı, içsel çekişme, tarih vb. birçok şey işlenmiş. Ve bunu yaparken masalımsı bir tat vermiyor değil. Oldukça akıcı ve okurken elimden bırakmayı istemediğim, kendimden çok şey bulduğum bir kitap oldu benim için. Okunması gerektiğini düşünüyorum.