Uzun zamanlar popüleritesini koruyan yazarımızın diğer kitaplarını okumadım fakat bu kitabıyla şunu anlıyorum ki Oğuz Atay'ın kitaplarını alıp dümdüz okumak kendinize yapacağınız bir eziyet. Dümdüz olmaktan kastım içindeki kelime oyunlarını fark etmeden, verilen mesajları anlamadan, imgeleri sembolleri fark etmeden bir okuma yaparsanız ve hikayelerin sonuca varmasını beklerseniz ya da sürükleyici falan olması gibi bir beklentiniz varsa hiç okumayın da yarım bıraktığınız kitaplara bir yenisi daha eklenmesin. Ha birde Oğuz Atay'ın dilinin ağır olduğunu duymuştum. Kesinlikle ağır bir dil yok sadece adamın düşüncelerini, yazdığı şey ile anlatmak istediği şeyin arasında bağlantı kuramayan okuyucuları var. Bunun dışında farklı hikâyelerden oluşan eserde en çok "Unutulan" hikâyesini beğendim, okurken böyle bi içim buruklaştı, kendimi kadının yerine koydum ama benim tavanarasındaki sevgilim sağ olmasına rağmen kalbi yerinde yoktu, bu yüzdendir şanslı kadınmış da dedim kendi kendime. Diğer hikâyeleri de gayet güzeldi ve çok iyi diyebileceğiniz sözler vardı. Velhasıl kelam öyle bir şeyler yazmak istedim işte, iyi okumalar dilerim.