Birhan Keskin'den okuduğum ilk şiir kitabıyla karşınızdayım. Birhan Keskin'e bu kitapla başlamak istememin nedeni Ba kitabının 2006 yılında Altın Portakal Şiir ödülünü almasıdır. Ödül alan eserleri okuduğum zaman ufkumun genişlediğini görüyorum.
“Şimdi de Birhan Keskin’e göre şiir ne yapmalı?
Ne mi yapmalı şiir?
Sabahları okula giden çocukların ellerinden tutmalı, kızların saçlarını karıştırmalı, otlar, kuşlar, hayvanlar yetiştirmeli, küçük sokaklar, evler, alanlar kurmalı, ıssız dağları şenlendirmeli, kervanlara yol göstermeli, deniz kıyılarına inmeli, sokaklarda dolaşmalı, böcek koleksiyonları yapmalı, kitaplara girmemiş otların elinden tutmalı, gazete okumalı, sevgilinin bağına yardım etmeli, Mısır papirüsleri yetiştirmeli, Karnak yazılarını sökmeli, Pers körfezi boyunca yürümeli, yeşil som ipekler dokumalı, insana yabancı her şeyin üstünü çizmeli...
Akşamları işçilerin evlerine inmeli, onlarla sofraya oturmalı, kadınlara beyaz güller armağan etmeli, yeni çayırları sulamalı, Allah’a Ölüm’le yarenlik etmeli,
çırılçıplak dolaşmalı,
çırılçıplak olmalı.”
Ona göre şiir olduğu gibi saf olmalı fakat bu saflıkta da herkese yardım etmeli.
Şiirlerinin içinde kendisini bulmanızı ister. Belki de bu yüzden anlaşılması kolay değildir.
Sıradan olaylardan oluşan şiirlerinde bile kendisine ait somutluk vardır. Bu olaylar yeniden kurulup, taze taze okuyucunun üzerine atar şair.
"Benden yazması okuması, düşünmesi ve yapması senden." deyip kendisine geriye çeker. Ama bu geriye çekme sadece kendisi içindir. Şiirlerinin daha fazla önde olması içindir. "Şiiri şiir yapan şiirin kendisidir."
Ba kitabı, kadının biyolojik yapısının ruhsal dengeye yansıması üzerine bir söylemdir.
Birhan Keskin, huzursuzluğunu, yakınmalarını ve hüznünü; monopoz, monogam ve monolog kavramları etrafında kurarak, tekil ( mono) bir söylemle ifadelendirir.
O içimizde hapsolan düşüncelerin bedende çıkmasını arzular. Bu yüzden mono (tekil) kelimesiyle bireyciliği aşılamaya çalışır.
Menopoza girmeden önce her ay her kadın adet olur. Bu doğanın bir kanundur. İşte Birhan Keskin, içeriye yani kadın vücudunun içine hapsolmuş olan kanın, bedenden çıkması gerektiğini dile getirir.
Ba kitabının oluşumunda kırklı yaşlar önemli bir dönemece sahiptir; çünkü bu yaşlarda şiir kişisi; kadınsılığın devamını sağlayan, onun yaratımına vesile olan ‘kan’ ile bağı kopmuş ve hormonal dengesi, onu, üreten kadın gerçekliğinden biyolojik olarak uzaklaştırmıştır. Bundan büyük bir huzursuzluk duyan şiir ben’i, kırklı yaşların beraberinde getirdiği endişeyi, bir yakınmaya dönüştürerek Hüzzam şiirinde: ”Bütün suyunu dışarı terleyen / kuru ota döndürdün beni / kırkıma ermeden, neden?” der (18). Dümen Suyu şiirinde ise “Her şeyin dindiği, bir iki ruh kabarcığından başka dümdüz kalakaldığı, kıpırtısız çarşaf gibi bir dinginliğin içine vakumladım kendimi. Burada, Kırklar’da” (45) diyerek, durağanlığın sancısının bu yaşlarda bedenine hükmettiğini vurgular; çünkü kırklı yaşlar, kadın olmanın vasıflarından biri sayılan ‘dışarı akma’nın önünü tıkamış, dolayısıyla onu nesneleştirmiştir.