Giriş Yap
479 syf.
Gogol'ün paltosundan bildiriyorum...
Ekselansları! Hangimiz gerektiğince iyiyiz? Dürüstüz? Doğruyuz? Gogol'ün biyografisini okurken Ukrayna'da doğmuş olsa da soyunun Türklere dayandığına dair bir varsayım okumuştum. Açıkçası Türk mü, Ukraynalı mı, Rus mu bunun peşine düşemeyecek kadar dünyalı bir yazar. Her ülkeden vatandaş kalkıp Gogol benim hemşehrim diyebilir. Mezarından kaldırıp sorsalar onun da buna itirazı olacağını sanmam. Gogol Rus yaşamı üzerinden aslında evrensel sorunlara değinmiştir, tam da bu yüzden evrenselliği kaçınılmazdır. Ölü Canlar'ın yarım olduğunu, yakıldığını duymayanınız kalmadı. Lisede farklı bir yayınevinde ilk kez okuduğumda şaşırmış, üzülmüş, kendi hayalimde eksik kalan parçaları tamamlamıştım. Pirince giderken elindeki bulgurdan olan Çiçikov'un yaşamı 1842'li yılların Rusya'sında her insanın ''California Dream''iydi şüphesiz: KISA YOLDAN ZENGİN OLMAK... Biraz daha açarsak az çalışıp zengin olmak, eğer seçme şansı varsa hiç çalışmadan zengin olmak... Çiçikov'u kahraman yapan Gogol'ün onu alıp başrole koyması mı yoksa ''kahraman'' sıfatının yalnızca olumlu anlamda kullanılmayacağından mı ileri geliyor? Çiçikov aslında bir simge. Tüm yaşamını adadığı zenginlik hayali tüm insanlığın hayallerini süslerken ''yarını düşünmekten bugünü yaşayamama'' sorunsalının da tam merkezine düşürüyor. Çünkü hayallerden yaşama yer kalmıyor. O kadar çok hayal var ki bir ip olsa çekilecek, bir adım olsa atılacak, kaç versta olursa olsun yürünecek. Ama yok, insan hayalleriyle birlikte gömülmeye razı. O kadar çok karakter gelip geçiyor ki ''Ölü Canlar'' temalı romanımızın içinde. Her biri apayrı ders. Biri başıboşluğun (domuz gibi yaşamanın) bedelini bizlere öğretiyor, diğeri çalışkanlığıyla (özellikle toprak konusunda) nasıl saygın bir insan olabileceğimizi öğretiyor. Her telden insan var. Bu haliyle didaktik bir eserdir Ölü Canlar. Yaşamın ta kendisidir. En başta Gogol'ün Türk olduğundan dem vurduk. En önemli noktalardan biri de Gogol - Puşkin ortaklığıdır. Ukrayna'daki yaşamını bırakıp St. Petersburg'a orta sınıf bir memur olma hayaliyle gelen Gogol başarılı olamayınca içindeki şairane adamı durduramamış Puşkin'in ocağında bulmuş kendsini. Rus Edebiyatı'nın iki temel taşının yolu burada kesişmiş. Gogol için everest Puşkin'dir. Müfettiş adlı kitabını yazıp sürgüne yollandığında yine Puşkin'in yol göstericiliğinde başlar bu esere. Roma'da iş bu eserini yazarken acı haberi alır: Puşkin düelloda yaşamını yitirmiştir. Bu acı ve hayal kırıklığının perdelediği bir ortamda bitirir eserini Gogol. Belki de ilk büyük yıkımını ustasının ölümünde yaşamıştır. Şimdi hazır konu Müfettiş'ten açıldı. İyi bir yazar iseniz, ya da buluşunuzla iyi şeyler başarmışsanız tebaanın sizi ceza ile ödüllendirmesi kaçınılmazdır. Evet belki Müfettiş kitabında Gogol bürokrasi sınıfını hicivlemiş, kimsenin cüret edemediği noktalara değinmiş olabilir ancak tarihin her noktasında yazarlar, filozoflar, bilim - ilim adamları bunu yaşamış. Dünyada birtakım gelişmeler yaşanıyor olabilir ama düşünce tarihi karanlık kalmaya devam ediyor. Son olarak Dostoyevski'nin o meşhur ''Hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık'' pasajından yola çıkarak üşüdüğümüzü belirtmeliyim. Edebiyat dünyası kendini daima yeniliyor. Akımlar, yazarlar, değerli romanlar. Gelgelelim şu da bir gerçek ki dünyamızın bir Gogol'ü daha olmayacak.
·
Dolu dolu bir yorum yapmışsınız. Yorumunuzdan çok şey öğrendim. Emeğinize, yüreğinize sağlık... Çok teşekkür ederim.🙏📚📖
Onur yine acımamışsın:)) bu mecraya ilk atıldığımda kullanıcı adım Gogol’un Paltosu idi, çok eskiler bilir. The Namesake filmini tavsiye ederim, Hint yapımı İrfaan Khan başrolde. Can alıcı bir cümlesi var ya Rus edebiyatında Dostoyevski’ye aitti yanlış hatırlamıyorsam; “Hepimiz Gogol’un Paltosundan çıktık.” filmde de bunu oldukça güzel işlemişlerdi. Ne zaman Gogol’un adını görsem bu cümleyi içimden geçiriyorum istemsizce. 1k’daki mazimi de yad ettim sayende :))