Gönderi

ARI VIZ VIZ VIZZZZ!!
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2021 00:11
Bayan Rosa’nın kafesi, Madrid’de büyük bir caddenin köşesinde bulunur. Gün boyu orayı dolduran, vızır vızır uçuşan arılar gibi etrafınızı saran insanlarla adeta bir arı kovanını andırır. Onların hikayesine dalmak için şöyle cam kenarındaki küçük masalardan birine geçin ve garson Pepe’ye size bir kahve getirmesini söyleyin. Elinize kitabınızı alıp sayfaları çevirmeye başlayın, hiç yabancılık çekmeyeceksiniz. Çünkü, “Kafenin müşterileri, her şey olacağına varır diye düşünen, dolayısıyla beyhude bir çabayla dünyayı değiştirmeye yeltenmeyen insanlardır.” (Sayfa: 22.) Aynı bizler gibi… Kafe müdavimleri ve caddeden gelip geçenler dahil oldukça kalabalık bir kahraman skalası var kitabın. Kitaptaki kahramanların sayısı 300’den fazla. Onlara fazla takılmadan okuyun, zira sakince hayatlarını yaşamaktadırlar. Cela, hepsini ustaca bir zincirin halkaları yapmayı başarmış. Don Kişot’la çağdaş romanın doğmasını sağladıktan sonra dönemsel olarak Avrupa edebi akımlarıyla beslenerek gelişen İspanyol edebiyatı 19. Yüzyıl ve sonrası birikimini toplumsal ve siyasal sorunlara eğilen bir çizgiye taşır. İspanya İç Savaşı’nın yarattığı duraklama döneminin ardından da Camilo Jose Cela ile taçlanarak; savaşın edebiyata getirdiği yeni gerçekçilik anlayışının da etkisiyle toplumsal gerçekçiliği tüm çıplaklığıyla göz önüne serer. Her ne kadar ‘Karanlık Gerçekçi’ olarak adlandırılsa da, en tatlı örneklerinden biri olan bu eserde de, sınıf farkları ve insan doğası, deyim yerindeyse edebiyat çikolatasıyla soslanarak çok katlı bir pastaya dönüştürülmüş. Kremayla birbirine bağlanan her kat ayrı bir lezzet bırakıyor beyin hücrelerinizde. Tabii bu nefis pastadan alınan hazda çevirinin rolü de çok büyük. Ustaca bir dil kıvraklığı, akıcı bir metin ve dolandırmadan sonuca koşan bir konu. İnsanoğlunun tüm kirli çamaşırları ortaya dökülürken siz, kafedeki mermer masanın başında oturup, kafanızı duvara yaslamış hayatın akışını izler gibisinizdir. Hayat sahnesinde genelde çoğumuz birilerinin baktığı kişi olmak isteriz ve birilerine bakan/izleyen olmak zordur. Gözlem yeteneği dediğimiz şey kendinizi merkeze koymamakla doğar. Hayatı da aslında bir merdiven basamağında oturup izlermiş gibi yaşamanın ayrı bir güzelliği vardır. Sakin, dingin… İşte Martín Marco da hayatı izleyen bir yazar, şair olarak romanın baş kahramanı olsa da gölge gibi dolaşıyor cümlelerin arasında. Kendini çok ele vermeyişi yüzünüzde hafif bir tebessüm bırakan otobiyografik bir rüzgar gibi esip geçiyor sayfalararası. Ama kadınlar için hayat hep zor. Bu kitapta bu oldukça çarpıcı ve bariz. Ne demek istediğimi anlamak için illaki bu kitabı okumanız gerekmiyor aslında sadece birazcık daha yaşlanmanız kâfi. Bakın, betimlemeler de çok güzel hatta neredeyse hiç metafora başvurmadan! Ama nefis metaforlar da var, içinize akacak derecede tatlı: “ Şehirdeki erkeklerin ve kadınların kalpleri üzerinde solucan gibi sürünerek; onların yeni yeni açılan ama asla yeni ufuklar, yeni görünümler, yeni biçimler keşfedemeyecek olan bakışlarına okşarcasına çarparak, ağırlığını yavaş yavaş hissettirir sabah.”(sayfa: 294.) “Farkında değiller, hiçbir şeyin farkında değiller…” (Sayfa:298.) Nasıl, bir sabah ancak bu kadar güzel anlatılabilir değil mi? Sonra; Hiç sıkmayan uzun paragraflar var. Cesur diyaloglar var. Gerçek hayatı tüm gerçekliğiyle aktarıyorlar. Sade ama basit değil. Güzel ama sıradan değil. Gerçek hayat dediğimizde ne doldurur bu kutunun içini, aşk, para, güç, yoksulluk, fırsatlar, kimlikler, savrulmalar, acılar, mutluluk denen sabun köpüğü ve zaman. Bu insanlar da İspanya’nın en bunalımlı dönemlerinde yaşanan beklentisiz bir monotonluğa teslim olmuş zaman şahitleri. Kitabın yazıldığı dönem ise Franco dönemi. Yani zulmü yaşandığı çağda gözler önüne sermeye cesaret eder Cela bu kitapla ve tabii ki kitap yasaklanır. Ait olduğu topraklarda basılamaz uzun süre. Sonrası Nobel… Keşke diyor insan bizi de reklamlardaki yerel insan motiflerinden ve algı manipülasyonlarından azade daha doğal ve gerçekçi anlatabilen biri çıksa bu topraklarda da. Kötü yönlerini yermek değil iyi yönlerini yüceltmek hiç değil demek istediğim olduğu gibi… Kendi gerçekliğimizi. Bu topraklarda da. Olsa. Of… Hadi kapatın kitabı da evlere dağılalım, geç oldu. Hesabı ödemeyi unutmayın, yoksa Dona Rosa çok kızar. Hadi; Kendi gerçekliğimize dönelim. Level: Mutlaka okunmalı… Arı Kovanı
Edebiyat
Arı KovanıCamilo Jose Cela · Jaguar Kitap · 2016212 okunma
··
782 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bayan Rosa’nın kafesi yeniden can bulmuş satırlarınızda Özlem Hanım, çok keyifliydi :) "Yaş ilerledikçe, dünya tanıdık geliyor Bu sokak, bu su, bu yüz Uykuları bölen sessizlik" diyen şairin seyre daldığı gibi, hakkını verebilmek geçip giden zamanın, o saf derinliği öykümüze katabilmek... Yüreğiniz varolsun...
Özlem
Gönderi Sahibi
Çok güzel cümleler 🙏🏼 çok teşekkür ederim. Gerçekten yaş ilerledikçe dünya tanıdık geliyor, zamansızlık sarıyor insanı. Kitapla kalın 🌺iyi geceler