·152 syf.····Okunma: 01 Şubat 2017 14:25 SPOİLER İÇERİR
Kitap hakkında söylemek istediklerim çevirmen tarafından gayet güzel anlatılmış bende onu aktarmayı daha uygun buldum.
Özellikle Hayvan Çiftliği'nin, Soğuk Savaş'ın ilkel ve kaba propaganda
yöntemlerine kurban edildiğini söylemek yanlış olmasa gerek. Hayvan Çiftliği,
o yıllarda, dahası Avrupa'dan çok ABD'de, gençleri "komünizm tehlikesi"ne
karşı uyarmak amacıyla liselerin okuma izlencelerine alınmış. Hayvan Çiftliği
ile birlikte Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, "nedamet getirmiş bir komünistin,
bütün dünyayı devrimin kaçınılmaz sonuçlarına karşı uyarmak için kaleme
aldığı yapıtlar" olarak, birer Soğuk Savaş silahına dönüştürülmüş. Solun bazı
kesimleri, Orwell'i "karşıdevrimci" ilan etmiş; sağın kimi kesimleri de, Hayvan
Çiftliği ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü, komünizme yöneltilmiş en güçlü
yazınsal eleştiriler arasında saymışlar.
Oysa, bugün okuduğumda, bir çiftlikte yaşayan hayvanların kendilerini ezen
ve sömüren insanların yönetimini devirip eşitlikçi bir toplum oluşturdukları;
ama zamanla, kurnaz ve iktidar düşkünü domuzların, devrimi yolundan
saptırarak, insanların yönetiminden nerdeyse daha baskıcı ve acımasız bir
diktatörlük kurdukları Hayvan Çiftliği'nin iki uçlu bir yergi mızrağı taşıdığını
düşünüyorum. George Orwell'in, 1930'lar ve 1940'ların Sovyetler Birliği'ne
yönelttiği taşlamanın özünde, yaklaşık yarım yüzyıl sonra çöküntüye
uğrayacak olan sosyalist uygulamanın bağrında yatan düşkünlüklerin
bulunduğu kanısındayım.