Her devrim önce kendi evlatlarını bile yemez. Öyle ortada bırakır. Bazen kapının dışında, bazen içeride. 4 bölüm ama üç bakış açısı. Anne, devrimin içinde ama nerede olduğunun farkında bile değil. Etrafı günler, komşular ve el alem cinnetleriyle çevrilmiş. Baba, her şeyin dışında. Ama istemediği halde, belki kapıyı aralık bıraksalar mutlu gidecekti. Kadın, Nermin. O ise ortada kalmış. Yolundan emin olsa da kırılmış, çok ezilmiş. Halkı tarafından. En çok halkı üzmüş. Anlaşılmamaktan. Batmış cümleler her yerine. Ne sevgi aramış, ne aşk. Tek dileği onlara ulaşmak. Hala olmuyor Nermin. Belki yeni bir dil bulmak gerek. Kitabı okurken en çok Baba bölümünde geçen bir sahne çarptı beni. Orada işte tüm Türkiye'nin özeti dedim. Nermin'in çabalarının, annesinin geri çekilmiş halceğizinin. Bilmem karışık di mi. Öyle, ben şairim. Romanı da böyle anlar ve anlatirim.
Ayrıca, Türkiye serüvenin tam hikayesi bu değil lakin bir okuyun. Belki sizin maceranız bu.
Son olarak bence 9. Hatta 10 ama olsun, üzdü beni ondan 9.
Saygılar.