10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2021 03:45
Márquez dendiğinde aklıma ilk büyükannesi geliyor artık. Okuduğum tüm kitaplarda büyükannesinin anlattığı efsanelerden yararlanmış çünkü kendisi :) Aşk ve Öbür Cinler'in de aynı şekilde, büyükannesinin anlattığı bir efsaneye dayanmakla beraber bir kaynağı daha var: Gazetecilik yaptığı yıllarda karşılaştığı esrarengiz mezarlık... Bu mezarlıkla karşılaştığında, büyükannesinin ona çocukluk yıllarında anlattığı; saçları yere sürünecek kadar uzun olan, bahtsız kızımız Sierva María'yı hatırlatır ona. Ve hikayesini biz okurlarla, bu kitapla aktarır Márquez. Roman, Sierva Maria'nın kuduz bir köpek tarafından ısırılması sonucunda bir manastıra kapatılmasını anlatıyor. Kızcağız ilk önce bir doktora görünüyor ama doktor 'bu kız ölür' diyince çaresiz ve inanç yönünden sallantıda olan babası (#125406477), son çareyi dinde buluyor. Eh birçok din adamının gerçek hayatta yaptığı gibi, olaylar kitapta da bir güzel dine bağlanıyor; kuduz oluyor size cin çarpması. Sierva Maria manastıra kapatıldıktan sonra, manastırda meydana gelen tüm olaylardan sorumlu tutuluyor. Lanetli oluşu yüzünden manastırdan gönderilmesi isteniyor. Psikopos, Sierva Maria'nın tedavisi için birisini gönderiyor. İşte hem Sierva Maria'nın aşk cini hem kitabın isminin bir kısmı böylece açıklığa kavuşuyor. Márquez kitapta kör din adamlarını, at gözlüğü takmış insanları eleştiriyor. Bunlar belirgin görünüyor fakat romanın temelinde, insanların kendini sorgulamaktansa, kötülük atfedilmiş birisini sorumlu tutmasını eleştiriyor. Bu kitapta da günah keçimiz Sierva María oluyor. Márquez'in en sevdiğim özelliklerinden birisi de bu. Kimi veya neyi eleştirdiğinin önemi olmaksızın korkmadan, çekinmeden, anlattığı şeyin dışına çıkmadan, eleştirisini metne bir güzel yediriyor. Eleştiri okuduğunuzu fark etmiyorsunuz bile. Okuduğum bir incelemeye göre dönemin görüş ve dini kargaşalarını da eleştiriyor, bilgim olmadığı için bir yorum yapamayacağım bu konuda. Kitabım bir filmi çıkartılmış olsa da, aynen Kırmızı Pazartesi'de olduğu gibi, dandik, 'hadi filmini çekelim' deyip keyfine çekilmiş kıytırık bir film olmuş. Kitabını okumamış birisi olsam, çoğu yeri anlamaz ve kaçırırdım. Kitapta en beğendiğim kısımlardan birisi olan, Sierva María'nın tablosunun çizildiği kısım, müthiş diyalogların geçtiği kısımlar eksik olmasın diye eklenmiş; berbat bir şekilde işlenmiş. Kesinlikle izlenmesini tavsiye etmiyorum. Yönetmenlere de Márquez kitaplarını, filme uyarlamalarını tavsiye etmiyorum. Kitap "ben Márquez eseriyim" dese de benim gözümde ne Yüzyıllık Yalnızlık ne de Kırmızı Pazartesi kadar etkileyici değil. İncelemeyi birkaç alıntı ekleyerek bitireyim: Sierva Maria'nın tablosu #126064550 #124862124 Öbür cinler nelerdir #125912193 #125912605
Edebiyat
Aşk ve Öbür CinlerGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202510,1bin okunma
·
8,1bin Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.