Gönderi

Merdiven
Pınarın taşları gün yüzünde yine, eğilip kendini görmeyeli yıllar oldu. Yeterdi Sarı Tarla'ya bir zaman suyu, yeşildi daha çok tarla, keleter keleter bostan, umut. Kucağında iki kavun belki kelek, çoktan ayrılmak gerek. Davul sesi hiç hoş gelmez, hele zurna, yine de bir şekilde ortasında bulursun kendini tüm günahlar gibi. Onlarca yüz şimdi senden efe oynamanı bekler, seksenüç yaşında koca bir efe. Bacağında geçmez bir kurşun sızısı, dönersin zurna ne emrederse. Düğün bu, hem de torununun, bir günah da onun için, efelerin efesi. Kendi düğünün çok uzak şimdi, at üstündeki gelinin çok uzak, evin çok uzak, akşam namazın çok. Akşam olsa bırakırsın seccadeye kuraklığı, akşam olsa efenin günahı akar her tesbihatinde, Estağfurullah... Herkes seni izlerken, sedirindeki yalnızlığına hasret gülümsersin, kimse üzülmesin. Yarılmış bir ev seninki, iki merdiven, biri Efe Mehmet'in tarafında. Senin merdivenin Mehmet'in duvarında; torunlarının Harikalar Diyarı. Kapıyı çalıp kaçarlar kızdırırlar Efe'yi yarın gelince. Efe'nin kapısı açılınca bir duvar, duvarda üç resim, üstte Ecevit. Ecevit'in altında iki kadın. Efe Mehmet diye boşuna demediler ya baban atını ona boşa vermedi ya boşuna en iyi çizmeleri ona almadı ya. Mehmet'in iki hanımı, ortak kocalarını paylaşırken ses çıkarmaz, ovadakilere de çeşme başında su verenlere de. Ama ev savaş yeri, yataktakinin çocukları tok bir tek, yataktaki en şanslı. Ecevit kara kaşlarını çatar sen bakınca, çünkü sana Evren Paşa'yı sevdirdiler, asker her zaman dinlenmeli. Balkan gazisi baban, tak tak tak baban. Bacaksızlığının acısını senden çıkaran, Mehmet'e çizmeler alan seni ustalığa süren. Mehmet, Efe, atıyla, çizmesiyle, onlarca hanımıyla. Mehmet yalnız ve acısız ölümüne dek, karılarını yitirip çocukları anarşist olana dek kağnılar oyan ağaçtan, kafesler yapan başka kuşlara. Senin merdivenin Mehmet'in istinatı. Varmadan merdivene güller, sardunyalar, tefarikler, şebboylar, lavantalar, fesleğenler. Bir de iki sıra duvar. Yunan geldiğinde hayvan gübresi döküp saklanılan, eski ev kalıntısı. Üzümler, elmalar, mürdüm erikleri, bir abdestlik. Evindeki tek çeşme, bir ucu merdanede. Elif ölmeden kaynatmaya başladın ak pak gömleklerini. Elif senin hayattaki tek şansındı. İmanınca imanlı, çalışkanlığınca çalışkan. Kadınların hep güvenli dağı. Elif yokken de sana gelir derdi olan, eniği, büyüğü. Zor öldü Elif, acılar içinde erkenden gitti, imtihan. Beyaz güller erken soldu, sardunyalar arsız, senden sonra belki torunun bile büyütür. Evin nohut odalı, bir de bakla sofa. Sofada sedirinin yanında bir yüklük, iki de niş. Bir tek telli pencere, önünde üç beş testi. Testilerinin içi buz, dışı kırmızı. Nişinde koca bir kase akide şekeri. Elif öldükten sonra da hep temizledin evini, hep mis gibi koktun. Sele zeytinini de un kurabiyeni kendin yaptın, kadına ihtiyaç duymadın bunlar için. Ondan sonra kimseye dokunmadın, secdede Allah dışında kimse için gözyaşı akıtmadın. Çocuklar sever şekerlerini , bazen senin için değil sırf şeker için gelirler. Şekerleri ard arda yiyip testiye yanaşırlar. Çocukların testisi küçük, ağzında topraktan bir kupa. Çocuklar küçük testiden başkasına yanaşmazlar. Çocukların sedirine konduğundan beri bahçeyi otlar kaplamıştır, kırlangıçların evini yıkma çabaları karşılıksız kalmayacak belli. Küçük küçük onlarca gaga yavaş yavaş kazır toprak sıvayı. Çiçeklerin kaderi sevenine bağlı ya, belki bir çoğu kuruyup gider. Merdivenin, bir zaman Elif'e koştuğun, bir zaman emeğinin boşa gidişiyle çıkmaya cesaret edemediğin, köydeki volkandan ayrılmış beş on düz şans. Merdivenin, seni başkasının sedirine mahkum eden. Çocukların. Çocukların senin gibi uysal, Mehmet'inkiler gibi anarşist değil hiç biri. Mehmet'inkiler de babaları gibi değil aslında, dürüst çocuklar, hep çalışırlar, eğlenmesini de bilirler belki bundan günahkarlar biraz. Ama anarşistlik, asilik iyi değil derdin hep, yine de bazen o kadar iyi çocuğun anarşit oluşuna da şaşırırsın hâlâ. Ya torunların, onlara neler bıraktın? Ali torunlarına ne bırakabildi? Senden sonra nasıl insanlar olacaklarını kestiremedin ki. Merdivenden son indirilişinde, geri dönerim dedin mi kendi yalnız dünyana? Günahsızlığına... Bir gün dönebilirsen o taş merdivene; "Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak... Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller; Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... " Temmuz Ayı Öykü Etkinliği #129670058 Şiir: Ahmet Haşim - Merdiven
Edebiyat
··
1.707 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bir yanda akşamdan kalmış bir sobanın alabildiğine çıtırtıları.. Sanki hiç sönmeyecekmiş de bitmeyecekmiş gibi, geceyle. Ve bu manzaranın, bir bekleyişin, özlemin, belki aydınlanmayan bir ufkun ümitsizce seyri... Okuduğum en iyi öykülerdendi. Yer yer Yaşar Kemal esintisinin yanında, Nazan Bekiroğlu'nun nahifliğini de sezdim. Toplumcu ve özgün bir kaleminiz var. Eğer öncesinde yazınızı ve dahi yazılarınızı yayınevlerine göndermediyseniz, mutlaka paylaşmanızı diliyorum. Bu bir başlangıçsa şayet, güçlü bir temel. Aksiyse şayet, duru bir çağlayandır şahit olduğumuz.. Kaleminize, emeğinize sağlık.
Psyche
Gönderi Sahibi
Ah ne güzelsiniz, teşekkür ederim tekrardan, dilerim öyle olur.🙏🏻💐
Bana göre zor bir öykü. Anlamak için bir kaç kez okumam gerekti. Sonuncu okuyuşum (4.) keyiftendi. İmgeleri çözüp (kendimce) her şeyi yerli yerine oturtunca öykünüzü okumak çok keyifli oldu. Kelime dağarcığınız gerçekten çok geniş. Okuduğum iki öykünüz bunu açıkça ortaya koymaktadır. Merdivenleri dolu dolu yaşayarak çıkmanız dileğiyle...
Psyche
Gönderi Sahibi
Merhaba Levent Bey, öyküme bu denli ihtimam gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. Aslında pek deneyimim yok, bir kaç yazma denemem simgeler ve imgelerle dolu olduğu için arkadaşlarım daha anlaşılır yazmam konusunda uyardılar. Bu öyküde ise bir kaç tane yöresel dile -ege- ait sözcük dışında bunu kırmayı hedeflemiştim. Yine de ister istemez imgelemden vazgeçemiyorum aslında çok seviyorum. Takıldığınız yerleri sorabilirsiniz aslında. Düz bir anlatım da sayılabilir, kurcalarsanız ki siz denemişsiniz alt anlamları da yakalamak mümkün. Teşekkür ederim yorumunuz için.